AyetSûreler

Enfâl Sûresi 63. Âyet

Medine · Cüz 10 · Sayfa 185

وَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡۚ لَوۡ أَنفَقۡتَ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰا مَّآ أَلَّفۡتَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ أَلَّفَ بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّهُۥ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ ۝٦٣

Müminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalblerini (böylesine) ısındıramazdın. Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ ve kalblerinin arasını te’lif eyledi -onların aralarında öyle beynunet, açıklık ve yekdiğerine karşı öyle tenafür, taassub, birbiri hakkında kin ve hissi intikam vardı ki لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِىالْاَرْضِ جَمٖيعًا Arzdaki servetin hepsini sarf etmiş olsa idin -ya’ni her hangi bir münfık bunu yapsa idi مَآ اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ kalbleri beyninde o te’lifi yapamaz: o ülfet ve salâhı husule getiremezdin.- «بَيْنَ قُلُوبِهِمْ» Kaydı bilhassa şuna işaret ediyor ki öyle bezli servet ile muhtelif insanları zahiren bir araya getirmek mümkin olabilirlerse de kalblerin vicd anların te’lif ve tevfikı bununla kabil olmaz. وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ Ve lâkin Allah beyinlerini -kalbleriyle kalıblariylet e’lif ettik udreti bahiresiyle aralarındaki açıklığı kaldırıb iymanı tevhid ile öyle bir mahabbet ve ülfet verdi ki vechi hakta zahir-ü batınları nefsi vahide gibi mü’telif, bünyanı mersus gibi muhkem bir hey’eti ictimaiyye oldular. Bunlar islâm ile Resulullaha mütabaatten evvel beyinlerinde gayz-u kin, hased ve rekabet, husumeti daime câri, bir yere gelmez, yekdiğerini katl-ü yağma eder muhtelif kabâil ve ekvama mensub idiler. Alel’husus Ensari teşkil eden Eves ve Hazrec kabileleri arasında pek çok husumet ve adavet cereyan etmiş ve öyle vak’alar olmuştu ki tarafeynin ekâbirini kırmış geçirmiş, boyunlarını iğne ipliğe çevirmişti, vektaki Allah tealâ onlara bütün o adavet ve husumeti unutturdu, o gayz-u huşuneti gönüllerinden sildi, yerine bir meveddeti tamme ve mahabbeti mütekabile kaim oldu. Hubbifillâh ve mahabbeti Resulullah ile öyle bir tecazüb ve musâfâta erdiler ki hepsi bir yaydan atar oldular. Ensar oldular Ensar ve Muhacirîn kardeş oldular, kardeşler Resulullah arkasında hakkın yekvücud bir müeyyidesi oldular, oldular da «وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰى» sirri zahir oldu اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ şüphe yok ki o bir azîzdir ki kudretine yetişilmez iradesine karşı gelinmez. Bir hakîmdir ki dilediğini nasıl teshir edeceğini bilir. ٦٤ يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ حَسْبُكَ اللّٰهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ ٦٥ يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ عَلَى الْقِتَالِ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُوٓا اَلْفًا مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ٦٦ اَلْئٰنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فٖيكُمْ ضَعْفًا فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُوٓا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖينَ ٦٧ مَاكَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِى الْاَرْضِ تُرٖيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ يُرٖيدُ الْاٰخِرَةَ وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ ٦٨ لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللّٰهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فٖيمَآ اَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ ٦٩ فَكُلُوا مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَالًا طَيِّبًا وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

Meali Şerifi