En'âm Sûresi 156. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 149
أَن تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلۡكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيۡنِ مِن قَبۡلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمۡ لَغَٰفِلِينَ ١٥٦
(Onu size indirdik ki:) "Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَنْ تَقُولُوٓا اِنَّمَآ اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَآئِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَا kitâb ancak bizden evvelki iki taifeye -Yehud ve Nesârâyai ndirildi وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلٖينَ ve şüphesiz biz onların tedrisatından kat’iyyen gafil idik, o kitâbın nâtık olduğu ahkâm-ü maariften bîhaber bulunuyorduk» demiyesiniz, kıyamette böyle ı’tizar etmiyesiniz. -Ya’ni balâda tavsıye edilen ahkâmı umumiyyeyi nâtık olan kitâbın şu kavme veya bu kavme indirilmiş olması o kitâbın onlara inhısarını ve o ahkâm ile yalnız onların mükellef olmasını iycab etmez. Gerçi kitâbın nüzulünden aslâ haberdar olmamak bir ma’zeret teşkil ederse de Yehudun Tevratında ve Nesârânın İncilinde olduğu gibi bir kerre esası nüzul duyulub iştihar ettikten sonra «biz o kitabın lisanını bilmiyoruz, okuyub anlıyamayız ve mündericatına daima vâkıf değiliz» diye ı’tizar etmek de caiz olmaz. Bir kitâbın nüzulü işitildikten sonra her kavmin onu tahsıl ve ahkâmı umumiyyesine vukuf peyda edebilmesi mümkindir. Lâekal o kavm içinde bir takımları onun lisanını ve anlaşılması için lâzım gelen şeraitını mümkin mertebe tahsıl ve diğerlerine de şifahen veya tahriren tebliğ edebilirler. Arab müşrikleri beyninde de ahkâmı mezkûreyi muhtevi olan kütübi semaviyyeden bir veya iki kitâbın daha evvel iki kavme nâzil olmuş bulunduğu ve bu suretle Yehud ve Nesârânın Ehli kitâb oldukları ma’ruf ve maamafih onlar bunların ahkâmı umumiyyesinden gâfil bulunuyordu. Bu gaflet onlar için esas ı’tibariyle müşriklikte ısrar noktai nazarından bir ma’zeret olmamakla beraber okuyub yazmaları ve mekteb ve medreseleri yok ümmî bir kavm olduklarından dolayı müşrikîni Arabın ekseriyyetine nazaran bu gaflette bir ma’zeret şüphesi bulunabilirdi. İşte umuma feyz-u bereket ve ta’mimi rahmet için inzal buyurulan Kur’anın Arabca olarak inzal buyurulması yevmi kıyamette o haşr-ü neşir, o be’s-ü azâb gününde bu gibi ma’zeretlere imkân bırakmamak ve ahkâmı kitabın inzâl olunduğu kavme mümhasır olmadığını ve onun nüzulü işitildikten sonra onu tedris ve tederrüs ile meşgul olmayıb ahkâmından gaflet etmenin bir ma’zeret teşkil etmiyeceğini sureti kat’ıyyede anlatmak gibi bir hikmeti de mutazammındır. Bu kitâbı mübârek inzâl buyuruldu ki yarın Âhırette öyle i’tızar etmiyesiniz