En'âm Sûresi 142. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 146
وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ حَمُولَةࣰ وَفَرۡشࣰاۚ كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ ١٤٢
Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah’ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَمِنَ الْاَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا «Cennat» üzerine ma’tuftur. Evvelki âyette harsin bundan sonra da en’amın alel’ıtlak hılli beyan olunuyor.
HAMULE, «حا» nın fethiyle yük götüren, ağırlık çeken tahammüllü demektir ki çektiği yüke «حا»
nın zammiyle «humule» denilir. Bunu lisanımızda fethile söyliyenler yanlış söylerler.
FERŞ, döşek demektir ki burada murad döşek gibi yere döşenen, yatırılıb kesilen veya yünlerinden,
kıllarından döşekler, yaygılar, sergiler, postekiler yapılan veya yer yüzüne serilib yayılan demektir. Ya’ni en’am denilen yumuşak hayvanattan da hamule ve ferş: Yükler taşıyan ve yatırılıb kesilen şeyler yarattı. كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ Allahın size halâl kılıb rızık yaptığı şeylerden yiyin وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ Şeytanın izlerine uymayın -Uyub da Allahın halâl olarak nasıbettiği rızıklarınızı müşriklerin şu bahiyredir haramdır, şu saibedir haramdır dedikleri gibi tahrim etmeğe kendi kendinize hıll-ü hurmet ahkâmı vaz’etmeğe veya gayrın hukukuna tecavüz eylemeğe kalkışmayın اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌ dir.
Anifen geçtiği üzere Arab müşrikleri Allâha iftira ederek hars gibi en’âmın da ba’zılarını: kâh erkeğini, kâh dişisini, kâh dişinin rahimindekini tahrim ediyorlardı. Ahkâmı islâm nâzil olmaya başlayınca Resulullah ile mücadeleye kalkıştılar. Rivayet edildiğine göre hatîbleri Malik ibni Avf ibni ebil’ahvasılcüşemî idi «ya Muhammed, demişti duyduk ki sen bir takım şeyleri halâl kılıyormuşsun» Resulullah da buyurmuştur ki «siz bir takım şeyleri aslı olmıyarak harâm kıldınız. Allah tealâ şu ezvacı semaniyeyi yenmek ve intifa’ edilmek için yaratmış olduğu halde sizin dediğiniz tahrim nereden geldi? Erkeğinden mi dişisinden mi?» Bu sual üzerine Malik ibni Avf erkeğinden diye ta’lil etse erkeğin hep haram olması lâzım gelecek, dişisinden diye ta’lil etse hep dişiler haram olmak lâzım gelecek, rahim ile ta’lil etse ikisi de öyle olacak, tahrimi beşinci veya yedinci veya her hangi bir batna tahsıs etse bu neden, ne için? Hayret içinde kalmış, susmuş. «Neye söyle miyorsun?» Buyurulmuş. Mâlik «hayır, sen söyle ben dinleyeyim» demiş idi. İşte hamule ve ferş olarak yaratılan ve ekilleri halâl kılınan en’âmı izâh ile buyuruluyor ki: