AyetSûreler

Bakara Sûresi 160. Âyet

Medine · Cüz 2 · Sayfa 24

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ وَأَصۡلَحُواْ وَبَيَّنُواْ فَأُوْلَـٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيۡهِمۡ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ۝١٦٠

Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِلَّا الَّذٖينَ تَابُوا ancak tevbe edenler وَاَصْلَحُوا tevbe edib de ıslahı hal edenler وَبَيَّنُوا ıslahı hal edib de ketmettiği hakikati beyan-ü neşredenler فَاُولٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْ işte ben Allahı azımüşşan da bunların tevbelerini kabul eylerim ve bunları atfı nazar ederek kendilerini lâ’netten istisna ederim وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ tevvabi rahîm ancak benim. Benden ziyade tevbe kabul eden hiç bir rahîm tasavvur olunamaz.- Burada kıssai Ademe, kelimatı tevbeye bir icraı nazar bulunduğu aşikardır. «تَابُوا وَاَصْلَحُوا» dan sonra «وَبَيَّنُوا» buyurulması ketim günahının tevbesi her halde zıddı olan beyan ve tebyin sevabını işlemekle meşrut bulunduğunu ifham eder. Demek ki her günahın kendine mahsus bir tevbesi ve her nevi küfrün bir tarzı imanı vardır. Alel’ıtlak her tevbe her günahın tevbesi olamaz. Hasılı hakkı sarihi ketmetmek küfürdür ve iman da izharı haktır. Ve badelküfür izharı hak ile tevbe ve iman makbuldür.

Tevbe edenler böyle, maadasına gelince: