AyetSûreler

A'râf Sûresi 44. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 156

وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقࣰّا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقࣰّاۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ ۝٤٤

Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah’ın laneti zalimler üzerine olsun

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ – Fahruddini Razînin nakline göre ulema demişlerdir ki bu âyetten bu’di mesafenin sesi idrake umumiyyetle mâni’ olmadığı anlaşılır. Bâ’zı ulema da bilhassa şöyle demiştir: «Seste öyle bir hassıyyet vardır ki yalnız bu’d semaına mâni’ olmaz». Kim bilir bu hakikat evvellerin asıl bir nazarı hayret ve istib’ad ile karşılanırdı. Fakat zamanımızda «radyo» ve «televizyon» keşfiyyatının bu hakıkati Kur’aniyyeyi nasıl tezahür ettirdiğini görüyoruz.