A'râf Sûresi 22. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 152
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورࣲۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمۡ أَنۡهَكُمَا عَن تِلۡكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ لَكُمَا عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ ٢٢
Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍ ikisini de aldatarak sarkıttı, mertebei, nezahetten ekli şecereye tenezzül ettirdi. -Âdem ve Havvâ hiç bir kimse yalan yere Allaha yemin etmez sandılar aldandılar.
Binaenaleyh فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ vakta ki o ağacı tattılar بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا kendilerine kötü yerleri beliriverdi:- Masıyetin şeameti yüz gösterdi, mestur ve mahfi olan avret mahalleri açılıverdi, bunun üzerine hayalarından وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ derhal üzerlerine Cennet yaprağından yamalar yamamağa başladılard enilmiş ki bu yaprak incir yaprağı idi. وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَآ rabları Allah tealâ da kendilerine şöyle nida etti: اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ ben sizi o ağaçtan nehyetmedim mi idi? وَاَقُلْ لَكُمَآ اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُبٖينٌ ve her halde Şeytan size açık bir düşmandır demedim mi idi? -Ki evvelkisi nehye muhalefetlerinden dolayı, ikincisi de düşman sözüne aldanmalarından dolayı ıtab ve tevbıhtir. İşbu ıhtarıa dâvet bu sûrede sarahaten sebketmemiş ise de bu istifhamın ıktizasına ve sûrei «طه» da «اِنَّ هٰذَا عَدُوٌّ لَكَ وَلِزَوْجِكَ» âyetinin tasrihine nazaran demek ki bu ıhtar da vakı’ olmuş idi. Bu ıtaba karşı Âdem ve Havvâ bakınız ne dediler: