AyetSûreler

A'râf Sûresi 180. Âyet

Mekke · Cüz 9 · Sayfa 174

وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُواْ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِيٓ أَسۡمَـٰٓئِهِۦۚ سَيُجۡزَوۡنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ۝١٨٠

Oysa en güzel isimler Allah’ındır. Bundan dolayı Allah’a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰى halbuki Allahın esmai hüsnâsı vardır. Ve en güzel isimler onundur. -Gerçi Allah zatında birdir, Ehaddir ve ismi zatı bir Allahdır. Fakat vahidi adedî gibi şerik-ü naziri bulunabilecek fakır bir vahdetle değil, lâşerikeleh ganiy bir ahadiyyette ehad, zatında cemal-ü celâliyle bütün sıfatı kemali cami’ ve sıfatı kemaliyyesiyle vahid, rabbi külli şey bir Sameddir. Onun için zatî, izafî, sübutî, selbî, fi’lî, ma’nevî evsafı ve evsafına delâlet eden isimleri vardır. Ve hıtabatı ilâhiyyede varid olan «انا شهدنا ذرأنا» gibi cem’i azamet, bu zat ve sıfat ve esmânın mertebeî cem’ıyyetindeki azameü kibriyayı vahdaniyyeti iş’ar eyler ki Allah ismi celâli işte cami’ı cemi’ı sıfati kemal olan o zati ecell-ü a’lânın kendisi gibi lânazıreleh bir ismidir. Ve sıfat-ü esmanın kesreti zat ve müsemmanın teaddüd ve kesretini ıktıza etmiyeceğinden Allah tealânın her biri bir kemali a’lâ olan sıfatı sübhaniyyesine delâlet eder esma ve sıfatı da vardır. Ve bu isimlerin her biri bir kemali aksaya delâlet ettiğinden Âdeme ta’lim edilen esmanın en güzelleridir. Daha doğrusu en güzel isimler Allaha mahsustur. فَادْعُوهُ بِهَا Binaenaleyh ey mü’minler, ona onlarla çağırınız, o esmai husnâ, o en güzel isimler ile dua, zikrediniz veya onu bunlarla tavsıf ve yad ediniz. وَذَرُوا الَّذٖينَ يُلْحِدُونَ فٖٓى اَسْمَآئِهٖ ve onun isimlerinde ilhad, yamıklık edenleri bırakınız, -meselâ bedevîlerin «يَا اَبَا الْمَكَارِمِ يَا اَبْيَضَ الْوَجْهِ يَا نَجِىُّ» demeleri gibi sui iyhamdan, ma’nâyı fasidden halî olmıyan veya haddi zatında bir kemali aksâ ifade etmiyen isimlerden içtinâb ediniz. Veya rahmân ismini tanımamak istiyen müşrikler gibi sapıklıkla ba’zı esmai husnâdan udul etmek isteyen ve meselâ Kur’anda varid olan «جَبَّارٌ مُتَكَبِّرٌ عَزِيزٌ ذُوانْتِقَامٍ» gibi azamet ve kudreti bâliğa ifade eden esmai İlâhiyyenin husnüne ı’tiraz etmeğe kalkışan veya Allaha mahsus olan esmai husnâyı Allahın gayrısına aynen ıtlak, yâhud Arab müşriklerinin putlarına Allah isminden te’nis ile «اللات» ve el’azîz isminden «العزى» dedikleri gibi bir nevi’ iştikak ile tesmiye eden ve meselâ şuna buna ilâh, ilâhe, ma’bud, ma’bude, hallak, rezzak diyen mülhidlere bakmayınız muvafakat etmeyiniz, ilhadlarını kendilerine bırakınız. Onlar سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ yaptıklarının cezasını göreceklerdir.- Cehennem için halkedilen öyle gafillere ve böyle mülhidlere mukabil