AyetSûreler

A'râf Sûresi 146. Âyet

Mekke · Cüz 9 · Sayfa 168

سَأَصۡرِفُ عَنۡ ءَايَٰتِيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَإِن يَرَوۡاْ كُلَّ ءَايَةࣲ لَّا يُؤۡمِنُواْ بِهَا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلرُّشۡدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰا وَإِن يَرَوۡاْ سَبِيلَ ٱلۡغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلࣰاۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ عَنۡهَا غَٰفِلِينَ ۝١٤٦

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizi anlamaktan uzak tutacağım. Onlar ki, bütün âyetlerimizi görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutup gitmezler. Eğer sapıklık yolunu görürlerse tutar onu izlerler. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmeyi âdet edinmişler ve onlardan hep gafil olagelmişlerdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِىَ الَّذٖينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ haksız olarak yer yüzünde tekebbür edenleri âyetlerimden çevireceğim, men’edeceğim -kalbleri öyle tab’olunacak ki gerek hılkatte, gerek kitabda tekvinî veya teşriî âyâtı ilâhiyyenin ifade ettiği ızz-ü saadeti, mezâmiyni hakıkati göremiyecekler وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا ve her âyeti görseler bile inanmıyacaklar وَاِنْ يَرَوْا سَبٖيلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبٖيلًا rüşd-ü isabet yolunu görürlerse onu yol tutmıyacaklar وَاِنْ يَرَوْا سَبٖيلَ الْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبٖيلًا gayy-ü sefahet yolunu görürlerse bunu yol tutacaklarh âsılı bütün hiss-ü hareketleri tersine dönecek ذٰلِكَ o sarf veya o tekebbür ve bu aksilik şu iki sebbele olur: بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا âyetlerimizi tekzib etmiş olmaları ya’ni gidişlerinin fena ve halkın aleyhlerinde olduğunu gösteren hayr-ü şerri, hakk-u batılı tefrık etmek için inzal ve ikame edilmiş olan afâkî, enfüsî delillerimizi alâmetlerimizi aslı yok birer hurâfe ve insan aldatmak için uydurulmuş birer yalan gibi addetmeleridir. Yoksa ne tekebbür ederler, ne de bu hale düşerlerdi وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلٖينَ ve onlardan gafil bulunmaları, ya’ni tahsıl-ü tetebbu’ etmemeleri ve ettikleri surette de amellerinde nazarı ı’tibare almamak gafletini ı’tiyad etmeleri