A'râf Sûresi 137. Âyet
Mekke · Cüz 9 · Sayfa 166
وَأَوۡرَثۡنَا ٱلۡقَوۡمَ ٱلَّذِينَ كَانُواْ يُسۡتَضۡعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلۡأَرۡضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَاۖ وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلۡحُسۡنَىٰ عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَـٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُواْۖ وَدَمَّرۡنَا مَا كَانَ يَصۡنَعُ فِرۡعَوۡنُ وَقَوۡمُهُۥ وَمَا كَانُواْ يَعۡرِشُونَ ١٣٧
Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذٖينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّتٖى بَارَكْنَا فٖيهَا ve kahr altında ezilmekte bulunan kavmi -Benî İsraîl kavmini- Arzın bereketler verdiğimiz meşrıklarına mağriblerine -ya’ni şark-u garb taraflarınav aris kıldık -bilâhare Benî İsraîl, Fir’avnın gark olduğu yerin şarkında bulunan Şam ve garbinde bulunan Mısır arazısine malik olmuşlar ve Feraıne ve Amalikadan sonra oralarda diledikleri gibi tasarruf etmişlerdi وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَنٖٓى اِسْرَآئٖيلَ ve bu suretle ya Muhammed, rabbının o güzel sözü Benî İsraîle karşı, sabırları sebebiyle tamam oldu.- Sûre «Kasas» ta geleceği üzere «وَنُرٖيدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوا فِى الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثٖينَ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى الْاَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَاكَانُوا يَحْذَرُونَ» diye beyan olunan ve mukaddema lisanı Musâ ile Benî İsraîle «عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى الْاَرْضِ» diye tebşir edilen va’di ilâhî Benî İsraîl hakkında tamamen tahakkuk etti. Hem şurası şayanı dikkattir ki sabırları sebebiyle tahakkuk etti وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ de Fir’avn ve kavminin yapageldikleri sanîalarını, masnuatlarını وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ ve yükseltegeldikleri köşklerini veya bahçelerini tedmir-ü tahrib eyledik. -Siyasetlerini, san’atlerini başlarına geçirdik, medeniyyetlerini, ma’muriyyetlerini Hamâmın köşkü gibi mebanii refialarını harabata çevirdik. İşte kavmi Fir’avnin hulâsai ahval ve akıbeti. Şimdi de «فَيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ» medlûlünce Benî İsraîlin bundan böyle cereyan eden ahvalini kıssa kıssa ta’kib edelim: Kavmi Fir’avnı batırdık: ١٣٨ وَجَاوَزْنَا بِبَنٖىٓ اِسْرَآئٖيلَ الْبَحْرَ فَاَتَوْا عَلٰى قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلٰٓى اَصْنَامٍ لَهُمْ قَالُوا يَا مُوسَى اجْعَلْ لَنَآ اِلٰهًا كَمَا لَهُمْ اٰلِهَةٌ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ ١٣٩ اِنَّ هٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ فٖيهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٤ قَالَ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْغٖيكُمْ اِلٰهًا وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى الْعَالَمٖينَ ١٤١ وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ الْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ اَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفٖى ذٰلِكُمْ بَلَآءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ
Meali Şerifi