A'râf Sûresi 11. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 151
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ ثُمَّ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ لَمۡ يَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِينَ ١١
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem’e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ Kasem olsun ki biz sizi halkettik: -Siz hiç bir şey değil iken, siz nev’i beşerden hiç bir ferd, âlemde mevcud değil iken, siz henüz şu bulunduğunuz şekl-ü sureti ahzetmeden evvel ilk mayenizi takdir ve icad eyledik ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ sonra sizi tasvir ettik: Siz ibtidai hılkatte suretsiz, uzviyyetsiz bir mahlûk, Arzda bir çamur ve babanızın sulbünde birer zerre, birer nutfe olduğunuz halde sizi ahseni takvim olan insan suretine koyduk ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِٰادَمَ sonra da Melâikeye «Âdeme secde edin: Ona boyun eğib itaat ve inkıyad ile hızmet eyleyin» dedik. Bu hıtabların bir ferde veya sınfa değil, alel’umum cinsi beşere, daha doğrusu cem’iyyeti beşeriyye cinsine müteveccih olduğu ve bu münasebetle Melâikenin Âdeme secdesi kazıyyesinin de nev’i beşere bir minnet siyakında tezkir buyurulduğu sarihtir. Demek ki bu secde emri Hazreti Âdemin şahsına mahsus değil, zürriyyeti de dahıl olmak üzere nev’ıne aid bir şeref ve imtiyazdır. Zürriyyeti Âdem içinde bizzat Hazreti Âdemden efdal olan ülül’azm Enbiyai ızam gibi zevat bulunduğu şüphesiz olduğuna nazaran da bu ma’nâ vazıhtır. Binaenaleyh Âdemi yalnız ilk insan olmak üzere değil, alel’umum nev’i beşerin mahiyyetini temsil eden bir misali kül, ta’biri âharle alemi cins olarak mülâhaza etmek siyakı âyete daha muvafıktır. Hazreti Âdem kendi ferdiyyetinde bil’fiil haiz olduğu fez âil ve melekâtı insâniyyeden başka bütün zürriyyetinde tecelli edecek olan fezâil-ü melekâtı da bilkuvve hâiz olmak ı’tıbariyle ebülbeşer olarak te’emmül edildiği zamandır ki hılkati Âdem hılkati Beni Âdemi, tasviri Âdem tasviri Beni Âdemi, Âdeme secde bütün nev’i beşere secdeyi mutazammın olduğu tevazzuh eder. «وَهُوَ الَّذٖى جَعَلَكُمْ خَلَآئِفَ الْاَرْضِ» ma’nâsını da tavzıh eden bu âyetin mazmunu bir çok derin mebahisi ıhtıva etmektedir. Fakat biz burada bu kadar işaretle iktifa edeceğiz. Cenabı Allah insanlığa öyle bir şeref bahş eylemiştir ki Âdemin Melâikeye değil, Melâikenin Âdeme secde etmesini emretmiştir. Düşünmeli ki bu halk, bu tasvir, bu teşrif nı’metlerinden sonra insanların Allahdan başkasına perestiş etmeleri ne büyük zillet ve ne büyük nankörlük olacak ve ne azîm mes’uliyyeti intaç eyliyecektir.
Evet, Allah Âdem ile insanlığı halk-u tasvir ettikten sonra Melâikeye Âdeme secde ediniz dedi de فَسَجَدُوٓا onlar da secde ettiler اِلَّآ اِبْلٖيسَ ancak İblîs لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ secde edicilerden olmadı. -Olmadı da ne oldu