Âl-i İmrân Sûresi 75. Âyet
Medine · Cüz 3 · Sayfa 59
۞وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ مَنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِقِنطَارࣲ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِدِينَارࣲ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ إِلَّا مَا دُمۡتَ عَلَيۡهِ قَآئِمࣰاۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَيۡسَ عَلَيۡنَا فِي ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ سَبِيلࣱ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٧٥
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
مَنْ اِنْ تَاْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهٖٓ اِلَيْكَ Yehudî ulemasından olub Peygambere iman eden Abdullah ibni Selâm Küreyşten birinin emanet bıraktığı bin ikiyüz okya altını eksiksiz teslim etmiş idi ki okya kırk dirhem itibar ediliyor. مَنْ اِنْ تَاْمَنْهُ بِدٖينَارٍ لَايُؤَدِّهٖٓ اِلَيْكَ الخ netekim yine Yehuddan Fenhas ibni Âzura diğer bir Kureşînin emanet bıraktığı bir dinarı inkâr etmişti. Bir dinar «aslı dinnar» yirmi dört kırat, yani bir miskal i’tibar edilir. Bu hiyanetin sebebi de adam sende ümmîlerin, okuyub yazması olmayanların hakkı mı olurmuş, vesikası, kuvvei müeyyidesi bulunmıyan ve hele dini ayrı olan kimselerin hakkını yemek halâldır.» İtikadında bulunmaları olduğu gösterilmiştir. Bu âyetin mazmununa işareten Malik ibni Dinar Hazretleri de demiştir ki: dinar, din ile nardan mürekkebdir. Hakkile alınca din olur, haksız alınca da nar olur.
Bir de ehli kitab içinde kitab namına ağızlarını eğen, bile bile yalan söyliyerek propagandalar yapan ve insanları haktan ayırıb batıle saptırmak, beşere kul etmek isteyenler vardır şöyle ki: ٧٨ وَاِنَّ مِنْهُمْ لَفَرٖيقًا يَلْوُنَ اَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Meali Şerifi