Âl-i İmrân Sûresi 24. Âyet
Medine · Cüz 3 · Sayfa 53
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامࣰا مَّعۡدُودَٰتࣲۖ وَغَرَّهُمۡ فِي دِينِهِم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٢٤
Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 20–25. âyetleri birlikte ele alır.
20. اَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ Ben Allaha teslimi nefsettim, tertemiz, şeksiz şüphesiz, halis muhlis bir surette Allah yolunu, Allah dinini tuttum, ancak Allaha teveccüh ettim, bana tâbi’ olanlar da böyle. İşte ma’nayı İslâm, işte Muhammed ve ümmeti Muhammedin dini. İşte ebedî selâmetin tarikı hakkı, sıratı müstakimi. وَقُلْ لِلَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّٖنَ bu da risaleti Muhammediyyenin umuma şümulünü ıhtardır. Zira bu tasniften harici bir sınıfı beşerî yoktur, kitab verilmiş olanlar Yehud ve Nesârâ ve şebihlerine «ümmiyyîn» de kitabsız Arab müşriklerine ve onlar gibi kitabı olmıyanlara şamildir. Hıtab Arab ve Acem diye değil bu evsafı umumiyye iledir. Vazifei tebliğ bunlaradır. Bu vazife yapıldıktan sonra bunları kabulden imtina’ edib küfr-ü ıhtılâfa sapmalarının mes’uliyyeti Resulullaha raci’ değil temamen kendilerine aiddir. Bu mes’uliyyeti böyle küfürlerin cezalarını tebliği dahi vazifei risalet cümlesindendir. Rivayet olunuyor ki Resulullah bunu Ehli kitaba kıraet ettiği zaman «ئَاَسْلَمْتُمْ» hıtabına karşı «اَسْلَمْنَا» dediler, bunun üzerine Yehudîlere «İsa, Allahın kelimesi ve abdi ve resulü olduğuna şehadet eder misiniz?» buyurdu «Maazallah» dediler, Nesârâya da «İsa, Allahın abdi ve resulü olduğuna şehadet edermisiniz? buyurdu bunlar da «maazallah İsa abid mi olur?» dediler. «وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ» buna işaret ve maba’dinin dahi tebliğini emirdir.
21. اِنَّ الَّذٖينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ gerek Yehud olsun ve gerek Nesârâ ve saire Ehli kitab ve ümmiyyînden ve islâm davasında bulunanlardan âyâtullaha küfredenler bir, Yehudîlerin yaptıği gibi Enbiyayı katlemek haksızlığile küfri amelîde bulunanlar iki, Enbiya değillerse de nas miyanında onların isrine tebean adl-ü hakkaniyyet emreden insanları katletmek suretile fi’len ızharı küfredenler üç, işte bütün bu kâfirlere hoşlandıkları küfürlerinin cezası olan elîm bir azab müjdele ki 22. اُولٰٓئِكَ الخ Ne acaib şunlara baksan â! 23. اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ اُوتُوا نَصٖيبًا مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ الخ Resulullah Yehudîlerin dershanelerine gitmiş, kendilerini imana da’vet eylemiş idi, Nuaym ibni Amir, hars ibni zeyd «sen hangi dinde dindesin? diye sordular, Aleyhissalâtü vesselam da «milleti İbrahim üzereyim buyurdu. Bunun üzerine «İbrahim Yehudî idi» demelerile Resulullah «haydi aramızda Tevrat hakem olsun, ona geliniz» diye da’vet buyurmuştu, icabetten imtina’ ettiler, ayni hal recim meselesinde de olmuş idi, burada bu hâdiselere işaret olunarak «فَمَا اخْتَلَفُوٓا اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْعِلْمُ» mucebince bunların bile bile hakka karşı temerrüdleri ve şiddeti gururları ve iftiraları ve nihayet akıbeti feciaları tehvilen gösterilmiştir.
Kâfirler mülklerine, devletlerine, servetlerine, kuvvetlerine güvenerek malikülmülk olan Allahın âyâtını tanımaz ızzeti hakka tecavüz eder veled isnadı ile o kuvvetler alınmaz, gündüzler gece, geceler gündüz olmaz, dirilir ölmez, ölenler dirilmez, zenginler züğürtlemez, fakirler ve zaıfler servet ve kuvvet bulamaz, haksızlıkların, küfürlerin cezaları verilmez zannederlerken şüphesiz bulunan bu yevmi cem’ın, bu umumî seferberliğin yadı noktasında ya Muhammed, sen: ٢٦ قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَآءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَآءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ٢٧ تُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ Meali Şerifi