Âl-i İmrân Sûresi 194. Âyet
Medine · Cüz 4 · Sayfa 75
رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخۡزِنَا يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۖ إِنَّكَ لَا تُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ ١٩٤
Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ ya rabbena! bütün Peygamberlerine karşı bize va’d ettiğin va’dlerini de bize ver» biz bu münadiye iyman ederken Peygamberlerin hepsine iyman ettik, hiç birini tefrik etmedik «مَا كَانَ اللّٰهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَجْتَبٖى مِنْ رُسُلِهٖ مَنْ يَشَآءُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظٖيمٌ» buyurulmamış mı idi? Günahlarımızı mağfiret et, seyyiatımızı örtecek taatler nasıb eyle de mev’ud olan nusratleri, ecr-ü sevab ve saadeti ihsan eyle وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمٖيعَادَ İşte «رَبَّنَا مَاخَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا» dan buraya kadar devam eden bu duaları virdi zeban ederek tefekkür ederler. Kendilerinin rabbaniyyun olduklarını ifham eden bu dualar onların hiyni tefekkürdeki halleri ve tefekkürlerinin mebadii hâkimesidir. Ba’zı müfessirîn bunları hal yapmıyarak neticei tefekkürleri gibi göstermek istemişlerse de cünhurun beyanına göre bunlar «يَتَفَكَّرُونَ» zamirinden haldir ki o ülül’elbabın esnayı tefekkürdeki hallerini natıktır. Doğrusu da budur. Çünkü bilhassa «مَاخَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا» hükmü neticei tefekkür olsa idi tefekkürün mümkin olmazdı, Zira tefekkür esasen mutlak bir hikmet itikadının neticesidir. Bu itikadın menşeine bu da sair mebadii fikriyyei evveliyye gibi bir hükmi fıtrî veya ta’limî veya terbiyevî olabilir. Asıl netice ise «فا» i netice ile başlayan şu iltifatı rabbanîdir