AyetSûreler

Âl-i İmrân Sûresi 146. Âyet

Medine · Cüz 4 · Sayfa 68

وَكَأَيِّن مِّن نَّبِيࣲّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرࣱ فَمَا وَهَنُواْ لِمَآ أَصَابَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُواْ وَمَا ٱسۡتَكَانُواْۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّـٰبِرِينَ ۝١٤٦

Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِىٍّ قَاتَلَ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَثٖيرٌ

RİBBİYYUN «ربّى» nin cem’idir ki râbbanî gibi rabbe nisbettir. Rabba kulluk eden demektir. «را»

nın kesri Basra - Bısrıyyun gibi ismi mensub tegayyüratındandır. Rabbanî mürebbî demek olan rabbana nisbet olarak mülâhaza edilebildiği gibi ribbî de cemaat demek olan «ribbe» ye nisbet olarak da tahlil edilmiştir ki esasında içtimaî mefhumu mülâhazasile cemaat diye tefsir edilmiştir. Bunlardan başka Vahidînin Ferradan nakli veçhile «ربيون» evvelûn ya’ni evvelkiler ma’nasına da gelir. Ba’zıları rabbanî ile ribbî arasında bir ma’na farkı bulunduğunu söylemişlerdir. Ezcümle İbni Zeyd demiştir ki «ربانى» eimmei vülât «ربى» da raiyyedir ki ribbe müntesibdirler. Binaenaleyh rabbanî ve ribbî ikisi de rabbe intisab ma’nasını mutazammın olmakla beraber «ربيون» ribbe intisab ile terbiye ve ta’lim görmüş cemaat, rabbanî de rabbe intisab ile diğerlerini ta’lim ve terbiye edebilecek seviyyei âliyede bulunanlar diye tefrik edilmek en muvafık ma’na olacaktır. Maamafih bunların müteradif veya ribbiyyun rabbaniyyundan eamm olarak da kullanılması caiz olur. Balâda min tarafillâh nübüvvete, kitaba hükm-ü hükûmete nail olmuş bir beşerin insanlara karşı «bana kul olunuz» diye rübubiyyet iddiasına hakkı olmadığı ve «لٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّٖنَ» mucebince bunların vazifesi ta’lim ve tedris ile rabbaniyyun yetiştirmek olduğu beyan olunmakla bi’seti Muhammediyyenin büyük hikmetlerinden birisi de rabbaniyyun yetiştirmek olduğu anlaşılmış ve ba’dehu «كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ» fermanı İlâhîsile ümmeti Muhammedin hayrı ümem olacağı da tefhim buyurulmuş idi. İşte burada «Uhud» hâdisesi dolayısiyle Eshabı Muhammedî yüksek bir mazmun ile terbiye edilmek üzere, siz böyle hayrı ümem olacak rabbanîler olmağa namzed iken Enbiyayı salifenin ümmetleri kadar da olamıyacak mısınız ki katil şayiası karşısında perişan oluverdiniz» mealinde büyük ve ince bir itab zemiminde «وَكَاَيِّنْ مِنْ نَبِىٍّ الخ» buyurulmuştur.