Âl-i İmrân Sûresi 140. Âyet
Medine · Cüz 4 · Sayfa 67
إِن يَمۡسَسۡكُمۡ قَرۡحࣱ فَقَدۡ مَسَّ ٱلۡقَوۡمَ قَرۡحࣱ مِّثۡلُهُۥۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيۡنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمۡ شُهَدَآءَۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٤٠
Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah’ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنْ يَمْسَ سْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ KARH yara demektir. Yevmi Uhudde muhacirînden beş zat yani Ammünebiy Hazreti Hamze ibni Abdülmuttalib, Alemdarı Resulullâh Mus’ab ibni umeyr, ammizadei Nebiy Abdullah ibni Cahş, Osman ibni Şemmas, utbenin mevlası Sa’b, Ensardan da yetmiş kişi şehid olmuşlardı, rıdvanullahi aleyhim ecmaîn. Mukaddema yevmi Bedrde küffar ordusundan yetmiş kişi katledilmişti. Uhud de islâm ordusu bine karib olduğu gibi Bedrde küffar ordusu da bin kadardı. Bundan başka Uhud günü müslimanlar Resulullahın emrine muhalefet vaki olmazdan evvel düşmandan bayraktarlarile beraber yirmi küsûr kişiyi katl ve bir çoklarını cerh etmişler ve oklarile bir haylı hayvanlarını da tepelemişlerdi. Bazı müfessirîn bu mukayeseyi yalnız Uhud gününe sarfetmişlerse de ekser müfessirînin beyani veçhile âyet Uhud ile Bedrin mukayesesi hakkındadır. Yani düşmanlar Bedr günü verdikleri maktul, gördükleri mağlûbiyetten dolayı vehn-ü za’fa düşmeyib Uhud hücumuna hazırlanmış oldukları halde siz onlardan daha âlî iken nasıl olur da vehn-ü za’fa düşer, mahzun olursunuz, ve ba’dema cihada hazırlanmazsınız.
وَتِلْكَ الْاَيَّامُ o günler, o zafer ve galebe günleri yok mu? نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ biz onları beynennas tedavül ettirir, döndürür, dolaştırırız. Kâh filânların lehine çeviririz kâh da filânların: -Netekim. فيوما علينا و يوما لنا و يوما نساء و يوما نسر – Bir gün aleyhimize, bir gün lehimizedir. Bir gün kadınlar, bir gün de kartallard enilmiştir. Devlet ve devlet tesmiyesi de işbu müdavele manası itibariledir. Ve bu tedavüli eyyamın bir çok hıkemi hafiyyesi vardır. Ezcümle وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَآءَ Allah sizden iman edenleri bilsin ve sizden şehidler alsın ve şahidler tutsun diyedir ki böyle yapar وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمٖينَ ve malûm ya Allah zalimleri sevmez eğer bu müdavele olmamış ve kâfirler hep mihnet ve şiddet içinde kalmış olsa idi imanın ıhtiyarî kıymeti kalmaz, bir emri ıztırarî olur. Teklifin sevab ve ikabın ma’nası olmaz, her veçhile cebir ve ceberutı İlâhî icrayı hükmeder. Ve kesb-ü ıhtiyara merbut olan na mütenahi terakki ve ıstıfa’ kanunu bulunmazdı, meşhudatta ehli küfrin lehine gibi görünür bazı şübühat bulunmalı ve mükellef delâili gaybiyyeyi nazarı im’an ile keşf ve tetkik ederek o şüpheleri def’etmeli ve o sayede halden istikbale aşk ile hamle ettirecek heyecanlar duyabilmelidir ki hakikî ehli iman ile ehli küfür temayüz etsin ve ehli küfür faniyat ile aldanırken ehli iman bakıyat ile vasılı aksayı saadet olsun. Bunun için buyuruluyor ki