Ahzâb Sûresi 35. Âyet
Medine · Cüz 22 · Sayfa 422
إِنَّ ٱلۡمُسۡلِمِينَ وَٱلۡمُسۡلِمَٰتِ وَٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡقَٰنِتِينَ وَٱلۡقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّـٰدِقِينَ وَٱلصَّـٰدِقَٰتِ وَٱلصَّـٰبِرِينَ وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ وَٱلۡخَٰشِعِينَ وَٱلۡخَٰشِعَٰتِ وَٱلۡمُتَصَدِّقِينَ وَٱلۡمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ وَٱلصَّـٰٓئِمَٰتِ وَٱلۡحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمۡ وَٱلۡحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّـٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرࣰا وَٱلذَّـٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغۡفِرَةࣰ وَأَجۡرًا عَظِيمࣰا ٣٥
Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkeklerle Allah’ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنَّ الْمُسْلِمٖينَ وَالْمُسْلِمَاتِ Her halde müslimler ve müslimeler - Allahın hukmüne inkıyad edip silme giren, ıkrar veren erkekler ve kadınlar وَالْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ve mü’minler ve mü’mineler - tasdikı vacib olan şeyleri ıkrar ile beraber kalben tasdık dahi eden erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالْقَانِتٖينَ وَالْقَانِتَاتِ ve kanitler ve kaniteler - divan durup tââte devam üzere bulunan itaatli erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالصَّادِقٖينَ وَالصَّادِقَاتِ sadıklar ve sadıkalar - sözünde ve işinde sadakatle doğruluk yapan erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالصَّابِرٖينَ وَالصَّابِرَاتِ sabirler ve sabireler - sabırlı olan gerek tââte ve gerek measîden sabreden erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالْخَاشِعٖينَ وَالْخَاشِعَاتِ haşı’lar ve haşıalar - kalbleri ve a’zaları ile tevazu’lu olan erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالْمُتَصَدِّقٖينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ mütesaddıklar ve mütesaddıkalar - sadaka veren erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالصَّآئِمٖينَ وَالصَّآئِمَاتِ sâimler ve saimeler - farz orucları tutan erkekler ve kadınlar, Bununla beraber وَالْحَافِظٖينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ ırzlarını haramdan muhafaza edip koruyan erkekler ve kadınlar, bununla beraber وَالذَّاكِرٖينَ اللّٰهَ كَثٖيرًا وَالذَّاكِرَاتِ Allahı çok zikreden, gerek kalbi ve gerek lisanı ile anıp unutmıyan erkekler ve kadınlar اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ hep bunlara: bu hasenâtı cem’ edenlere Allah مَغْفِرَةً bir mağrifet - hesbelbeşeriyye arada vakı’ olan sagairi örtecek bir gufran وَاَجْرًا عَظٖيمًا ve tââtlerine mukabil büyük bir ecir hazırlamıştır - Ki onu şimdi tesavvur mümkin değildir: Bu suretle bu âyet, hem ehli beyte hem de onlar gibi bu güzel ahlâk ve evsafı kendilerine huy edinenlere bir va’d-ü tebşirdir. Deniliyor ki Peygamberin kadınları hakkında o ayetler nâzil olduğu zaman mü’minlerin kadınları «bizim hakkımızda bir şey nâzil olmadı» demişlerdi, bu âyet bu sebeble nâzil oldu, diğer bir rivayette Peygamberin zevceleri demişlerdi ki: «ya Resulallah! Allah tealâ Kur’anda erkekleri zikrediyor, demek ki bizim zikrolunacak hiç bir hayrımız yok, bizden hiç bir tâat kabul buyurulmıyacak diye korkuyoruz.» Bu âyet, bunun üzerine nâzil oldu. ٣٦ وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُبٖينًا ٣٧ وَاِذْ تَقُولُ لِلَّذٖٓى اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْفٖى فٖى نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْدٖيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ حَرَجٌ فٖىٓ اَزْوَاجِ اَدْعِيَآئِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا ٣٨ مَا كَانَ عَلَى النَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فٖيمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُ سُنَّةَ اللّٰهِ فِى الَّذٖينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًا ٣٩ اَلَّذٖينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَدًا اِلَّا اللّٰهَ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَسٖيبًا ٤ مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَآ اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّٖنَ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمًا
Meali Şerifi