Zümer Sûresi 55. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 464
وَٱتَّبِعُوٓاْ أَحۡسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ بَغۡتَةࣰ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ ٥٥
Haberiniz olmayarak ansızın başınıza azab gelmeden önce (halis müslüman olun da) Rabbinizden size indirilenin en güzelini takib ve tatbik edin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 53–63. âyetleri birlikte ele alır.
53. قُلْ De ki - ya’ni Allah tarafından şu hıtabı tebliğ et يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ ey nefislerine karşı israf etmiş kullarım -
İSRAF, mal sarfında meşhur ise de insanın yaptığı her hangi bir fıilde haddini aşmaktır. Burada cinayet
ma’nâsı da tazmin olunarak «على» ile sılalanmıştır. Ya’ni ma’sıyette ifrat ederek kendi nefislerine cinayet yapmış olan kullarım لَاتَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ الخ – Bu âyetin Kur’anda en ümidli âyet olduğu söylenir. Bununla beraber dikkat edilmek lâzım gelir ki bu ümid, günaha teşvık için değil en günahkâr kimseleri bile bir an evvel tevbe ve inabeye teşvık için olduğu ikinci ve üçüncü âyetten zahirdir. Bunun sebebi nüzulünde bir kaç rivayet vardır. Ata ibni Yesardan olan rivayete göre Hazreti Hamzanın katili Vahşî hakkında Medinede nâzil olmuştur. İbni Ömerden rivayet olunduğuna göre de demiştir ki ayyaş ibni Ebî rebîa ve Velîd ibni Velîd ve daha bir kaç nefer müsliman olmuşlardı. Sonra ta’zib edilmiş fitneye düşmüşlerdi, biz bunlar hakkında Allah artık bunlardan ebeden hiç bir şey kabul etmez, müsliman oldular, sonra da bir azâb ile ta’zib olunduklarından dolayı dinlerini terkettiler diyor idik bu âyetler nâzil oldu. Ömer ibnilhattan kâtib idi bunları kendi eliyle yazdı, ayyaş ibni Ebî rebîaya ve Velîd ibni Velîde ve diğer bir kaç kimseye gönderdi onlar da müsliman olup hicret ettiler اه. İbni Abbastan rivayet olunduğuna göre de Mekkeliler şöyle demişler: Muhammed zu’mediyor ki putlara tapan, Allah ile beraber diğer bir ılâha dua eden ve Allahın muhterem kıldığı nefsi katleyliyen kimseler mağrifet olunmaz, o halde biz nasıl hicret eder ve müsliman oluruz, ilâhlara tapmış, adam öldürmüşüz ehli şirkiz» bunun üzerine Allah tealâ «قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَاتَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ» âyetini indirdi. Maamafih sebebi nüzul kâfirlerin islâmı mes’elesi ise de mefhum âsiylerin tevbesine de şamil olduğunda şübhe yoktur, o evleviyyetle sabit olur. Demek ki «اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ» âyeti mucebince şirkin mağrifet olunmaması tevbe edilmediği takdirdedir. 54. مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِيَكُمُ الْعَذَابُ azâb size gelmezden evvel - buyurulması da iymanı ye’sin faide vermiyeceğini anlatır.
56. اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ Bir nefis diyeceği için - ya’ni dememek için. 62. وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ وَكٖيلٌ – ta yukarıdaki «وَمَآ اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكٖيلٍ» hıtabına mukabildir. Ya’ni üzerlerinde tesarruf kendisine aid olan, yâhud görüp gözetecek, maslâhat veya mes’uliyyetlerini tatbık eyliyecek olan ancak odur. 63. لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ
MEKALÎD, mıklid veya mıkladın cem’idir ki kilid veya anahtar demektir. Kilidin muarrebi, ıklidin cem’i
oluduğu da söylenmiştir. Burada kilid veya anahtardan maksad Yer ve Gök hazîneleri ve onlarda dilediği gibi tesarruf etmektir. ٦٤ قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَاْمُرُٓونّٖىٓ اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ ٦٥ وَلَقَدْ اُوحِىَ اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ اَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ ٦٦ بَلِ اللّٰهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرٖينَ ٦٧ وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖ وَالْاَرْضُ جَمٖيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ ٦٨ وَنُفِخَ فِى الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِى الْاَرْضِ اِلَّا مَنْ شَآءَ اللّٰهُ ثُمَّ نُفِخَ فٖيهِ اُخْرٰى فَاِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ ٦٩ وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَجٖٓىءَ بِالنَّبِيّٖنَ وَالشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَايُظْلَمُونَ ٧ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ
Meali Şerifi