Zümer Sûresi 53. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 464
Ümit
۞قُلۡ يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٥٣
De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Anlamı
Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Bir nükte
Elmalılı bu âyetin Kur’an’ın en ümitli âyeti olarak anıldığını aktarır. Ama ekler: Bu ümit günaha teşvik için değil, en günahkâr kimseyi bile bir an önce tövbeye çağırmak içindir. Hemen sonraki âyetler de bunu gösterir.
Düşün
Ertelediğin bir tövbe ya da helalleşme var mı?
Bu sade açıklama Elmalılı tefsirine dayanır; henüz bir ilim ehli tarafından gözden geçirilmedi.
Elmalılı Tefsiri
قُلْ De ki - ya’ni Allah tarafından şu hıtabı tebliğ et يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ ey nefislerine karşı israf etmiş kullarım -
İSRAF, mal sarfında meşhur ise de insanın yaptığı her hangi bir fıilde haddini aşmaktır. Burada cinayet
ma’nâsı da tazmin olunarak «على» ile sılalanmıştır. Ya’ni ma’sıyette ifrat ederek kendi nefislerine cinayet yapmış olan kullarım لَاتَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ الخ – Bu âyetin Kur’anda en ümidli âyet olduğu söylenir. Bununla beraber dikkat edilmek lâzım gelir ki bu ümid, günaha teşvık için değil en günahkâr kimseleri bile bir an evvel tevbe ve inabeye teşvık için olduğu ikinci ve üçüncü âyetten zahirdir. Bunun sebebi nüzulünde bir kaç rivayet vardır. Ata ibni Yesardan olan rivayete göre Hazreti Hamzanın katili Vahşî hakkında Medinede nâzil olmuştur. İbni Ömerden rivayet olunduğuna göre de demiştir ki ayyaş ibni Ebî rebîa ve Velîd ibni Velîd ve daha bir kaç nefer müsliman olmuşlardı. Sonra ta’zib edilmiş fitneye düşmüşlerdi, biz bunlar hakkında Allah artık bunlardan ebeden hiç bir şey kabul etmez, müsliman oldular, sonra da bir azâb ile ta’zib olunduklarından dolayı dinlerini terkettiler diyor idik bu âyetler nâzil oldu. Ömer ibnilhattan kâtib idi bunları kendi eliyle yazdı, ayyaş ibni Ebî rebîaya ve Velîd ibni Velîde ve diğer bir kaç kimseye gönderdi onlar da müsliman olup hicret ettiler اه. İbni Abbastan rivayet olunduğuna göre de Mekkeliler şöyle demişler: Muhammed zu’mediyor ki putlara tapan, Allah ile beraber diğer bir ılâha dua eden ve Allahın muhterem kıldığı nefsi katleyliyen kimseler mağrifet olunmaz, o halde biz nasıl hicret eder ve müsliman oluruz, ilâhlara tapmış, adam öldürmüşüz ehli şirkiz» bunun üzerine Allah tealâ «قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَاتَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ» âyetini indirdi. Maamafih sebebi nüzul kâfirlerin islâmı mes’elesi ise de mefhum âsiylerin tevbesine de şamil olduğunda şübhe yoktur, o evleviyyetle sabit olur. Demek ki «اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِهٖ» âyeti mucebince şirkin mağrifet olunmaması tevbe edilmediği takdirdedir.