AyetSûreler

Zâriyât Sûresi 19. Âyet

Mekke · Cüz 26 · Sayfa 521

وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ ۝١٩

Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَفٖٓى اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّآئِلِ وَالْمَحْرُومِ mallarında da sâil ve mahrum için bir hak vardı -

SÂİL, istiyen, dilenen, MAHRUM, teaffüfünden dolayı zengin zannedildiği için sadakadan dahi mahrum

bulunan muhtac. Resuli ekrem sallallahü aleyhi vesellemden merviydir: miskîn, bir yemek iki yemek ve bir lokma iki lokma ve bir hurma iki hurma kendisini savacak olan değil buyurmuş. O halde miskîn kimdir? demişler. O dur ki bulamaz ve bilinip kendisine sadaka da verilemez buyurmuş. İbni Abbastan bir rivayette: kazanamıyan bedbaht denilmiş, ba’zıları da, rızk esbabı kendisine yaklaşmış olduğu halde uzaklaşmış, mahrum kalmış olan düşgün diye tefsir etmişler ise de evvelkisi daha şümullüdür. «Hak» ta’biri zâhiren bunun vâcib olmasına delâlet eder. Onun için Kadıy Münzir İbni Se’ıd bunun farz olan zekât olduğuna kail olmuştur. Lâkin bu Sûrenin Mekkî ve zekâtın Medinede farz kılınmış olması hasebiyle çokları bunu tetavvua hamel etmişler ve zekâttan ayrı olarak kendilerinin teahhüd ettikleri vâfir bir nasîb diye tefsir eylemişlerdir. İslâm cemaatinin yükselmesinde çok büyük ehemmiyyeti olan bu noktanın bilhassa calibi dikkat olduğunu ıhtara hacet yoktur.