Yûsuf Sûresi 110. Âyet
Mekke · Cüz 13 · Sayfa 248
حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسۡتَيۡـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ قَدۡ كُذِبُواْ جَآءَهُمۡ نَصۡرُنَا فَنُجِّيَ مَن نَّشَآءُۖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُنَا عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ١١٠
Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
111. لَقَدْ كَانَ فٖى قَصَصِهِمْ Hakikaten onların - evvelki enbiya ile ümmetlerinin ve bilhassa Yusüf ve kardeşlerinin kıssasında عِبْرَةٌ büyük bir ıbret vardır. لُِاولِى الْاَلْبَابِ Fakat ülül’elbab için - ekser nas gibi içi çürük veya kuf olmıyan, sağlam özlü, temiz akıllı kimseler için. Hissiyatı sekîme ile bozulmuş olmıyan ülül’elbab anlarlar ki مَا كَانَ حَدٖيثًا يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ bu - Kur’an, yâhud bu güzel kıssa - Allahın madunundan uydurulur bir söz değil. وَلٰكِنْ تَصْدٖيقَ الَّذٖى بَيْنَ يَدَيْهِ Ve lâkin önündekinin - ya’ni bundan evvel indirilmiş ve murırı zaman ile temyiz ve tasdıklarına ihtiyac hasıl olmuş Semavî kitabların - tasdikı وَتَفْصٖيلَ كُلِّ شَىْءٍ ve her şeyin tafsıli وَهُدًى ve bir hüda - ya’ni doğru yolu gösteren büyük bir rehber وَرَحْمَةً ve bir rahmettir لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ancak iyman eder bir kavm için - zira bundan istifade edecek olanlar buna inanacak olanlardır. Maadasına gelince onlar bu hidayet ve rahmetten intifa’ etmezler. Göklerin gürlemesini, başlarına yıldırımların düşmesini gözetirler. Onun için bu Sûreyi de sûrei ra’d ta’kıb edecektir.