Yûnus Sûresi 26. Âyet
Mekke · Cüz 11 · Sayfa 212
۞لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ ٱلۡحُسۡنَىٰ وَزِيَادَةࣱۖ وَلَا يَرۡهَقُ وُجُوهَهُمۡ قَتَرࣱ وَلَا ذِلَّةٌۚ أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ ٢٦
İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
لِلَّذٖينَ اَحْسَنُوا Güzellik yapanlara - ya’ni Allah tealânın nazarına lâyık ve rızasına muvaffık güzel ameller yapan ve onları lâyık oldukları vechile güzel yapanlara ki netekim sûrei «Bakare» de «بَلٰى مَنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ» âyetinde dahi geçtiği üzere Resuli ekrem sallâllhü aleyhi vesselem ihsanın ta’rifinde «الْاِحْسَانُ اَنْ تَعْبُدَ اللّٰهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ فَاِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَاِنَّهُ يَرَاكَ» ihsan, senin Allah tealâya sanki onu görüyormuşsun gibi ibadet ve ubudiyyet etmendir. Çünkü sen onu görüyor değil isen de o, seni görüyor» buyurmuştur. Böyle güzel iş, vazife, ıbadet, hasenat yapan muhsinler için الْحُسْنٰى daha güzeli وَزِيَادَةٌ hem de ziyade var. - Yaptıkları hasenatın daha güzeli olmak üzere bir misli ecr-ü meşubat hazır olduktan başka fadli ilâhîden bir de ziyade var ki usuli muzaafla on katından yedi yüz katına ve daha fazlasına doğru mütezayiden artar, artar gider. «ZİYADE, mağrifet ve ridvan», ve «HUSNA, Cennet, ziyade, likadır» dahi denilmiştir.
وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ Ve yüzlerine ne toz konur, ne zillet - her vechile alınları ak, yüzleri pampâk, ya’ni muradlarına irdikten başka can sıkacak, utandıracak, haysiyyet kıracak, küçük düşürecek, âr-ü vebalden, leke ve kederden emin ve sâlim de olurlar. Bir yüz karası bütün mehasini lekeliyebileceği ve zillet bulaşan ni’metin kıymeti kalmıyacağı cihetle bu nezahet olmayınca o husnâ ve ziyade tekemmül etmiş olmaz. Bunun için Cennatünneîm ehlinin bütün da’vaları tenzihî sübhanî ile selâm ve hamidde toplanıyordu. اُولٰٓئِكَ işte bunlar - yüzlerine gubar ve zillet bulaşmıyacak olan bu muhsinler balâda zikirleri geçen اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ dır.