AyetSûreler

Yûnus Sûresi 10. Âyet

Mekke · Cüz 11 · Sayfa 209

دَعۡوَىٰهُمۡ فِيهَا سُبۡحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمۡ فِيهَا سَلَٰمࣱۚ وَءَاخِرُ دَعۡوَىٰهُمۡ أَنِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ۝١٠

Onların oradaki duaları: "Allahım, sen yücelerden yücesin"; sağlık dilekleri "selâm", dualarının sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun." diye şükretmek olacaktır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 7–9. âyetleri birlikte ele alır.

Orada duaları «سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ» sağlıkları «سَلَامٌ», Dualarının sonu da hakikat « 7. اِنَّ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا Likamızı ümid etmez olanlar - ya’ni Allaha rücuu, olunub huzurı hakka varmayı arzu etmiyenler veya hakkın huzuruna varıb hisab vereceklerini me’mul etmiyenler ve binaenaleyh öyle şey mi olur gibi istib’ad ederek hisab ve ıkabdan korkmıyan ve yahud husni sevab arzusunu cemallullaha irmek ümidini beslemeyenler وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ve - Dünya hayata - pek alçak veya pek yakın hayata razı olup وَاطْمَاَنُّوا بِهَا onunla mutmainn olanlar - Dünya zevkına irmekle kalbi sükûnet bulan ve istikbali hatardan sâlim imiş gibi ona kani’ ve emin olub ilerisini düşünmiyenler وَالَّذٖينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَ ve âyetlerimizden gafil bulunanlar - ba’zılarına demin işaret olunduğu vechile mükevvenat sahifelerinde tafsıl edilmiş veya onları tezkir ve onlarla istişhada tenbih etmek üzere inzal buyurulmuş olan ve hayati Dünyanın denaet ve fanîliğine ve likaullahın hakkıyyetine ve Âhıretin ehemmiyetine delâlet etmekte mealları müttefık bulunan ve ılm-ü ittika ile istifade edilmesi lâzım gelen ilâhî delâil ve alâmatı aslâ nazarı i’tibare almıyan, tefekkür etmiyen o laübâli gafiller 8.

اُولٰٓئِكَ bütün bunlar - bu kötü evsaf ile muttasıf bulunan iymansızlar yok mu مَاْوٰيهُمُ النَّارُ her halde bunların son yatakları ateştir. - Ya’ni o gönül verib mutmeinn oldukları Dünya hayat ve zevkında kalacak değil Cehenneme gideceklerdir: بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ sebebi, kesibleri-Dünyada o ümidsizlik, o Dünyaperestlik, o gaflet huylarını kesbetmiş olmaları ve gönül işlerinin en kötüsü ve bir çok ma’sıyyetlerin, fenalıkların menşei olan bu kötü huyların kesbini i’tiyad eylemiş bulunmalarıdır. Bunlara mukabil:

9. اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ İyman edib salih salih - iymana yaraşır - ameller yapanlar muhakkak يَهْدٖيهِمْ رَبُّهُمْ بِاٖيمَانِهِمْ bunları kendilerinin rabbı olan o rabbı celil iymanları sebebile dosdoğru muradlarına irdirecek تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ فٖى جَنَّاتِ النَّعٖيمِ naîm Cennetlerinde altlarından irmaklar akacak öyle bir ni’met ve saâdet cereyanı ki 10. دَعْوٰيهُمْ فٖيهَا orada da’vaları - bütün dua ve nidâları سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ «سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ» - ya’ni bu dua, bu söz. Çünkü derdi fenâdan, endişei istıkbalden kurtulmuş va’di hakka irmiş, rıdvana müstağrak olmuş, iymanı aynelyakıni geçmiş hakkalyakıne değmiş, artık başka bir taleb ve maksadları kalmamış bulunacağından duaları Allaha hep böyle arzı tesbih ve tenzih وَتَحِيَّتُهُمْ فٖيهَا ve orada tehıyyeleri - Allahdan, Melâikeden aldıkları iltifat ve birbirlerine verdikleri sağlık tekrimi mübhem bir işaret veya cüz’î ve muvakkat şöyle bir temenni değil سَلَامٌ hep selâm - bilâ kayd-ü şart selâmet, bütün mekruhattan mutlak ve daimî bir selâmet وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ ve da’valarının ahiri: dua ve zikirlerinin hatimesi اَنِ hakıkat en şuşan الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ «الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ» diye Allaha hamd-ü şükran. - Dır ki Fatihanın evvelidir (oradaki izahata bak ). Mün’ıme bir ta’zımi mahsus demek olan hamdin zevkı ni’meti takdirden husule gelen yüksek bir inşirah ve sürur ifade ve i’lân ettiği ve meratibi geçmiş idi. Onun için burada ni’met ve mün’ımin kadrini takdir ve hakkına ta’zım etmek zevki Fatihadan anlaşıldığı vechile hidâyet ve saadetin yalnız evveli değil bütün ni’met-ü saadetin âhır ve aksası ve kemali saadetin müntehası olduğunu ve bu suretle naimi Cennetin namütenâhîliğini ve rıdvanı hakkın ekmeli küllolduğunu, ehli Cennet naîm Cennetleri içinde bugün kalbi beşere hutur bile etmemiş olan niamı ebediyye ile mütena’im olurken Dünyada bir çoklarının yaptığı gibi hırsı tena’umle mün’ımi unutmıyacak veya i’tiyad ile ni’meti horlamıyacak «او ماهيلركه دريا ايچره در دريايى بيلمزلر» kabîlinden olmıyacak, ni’metin kadrini bilecek, mün’imi görecek, onun hakkı şan-ü azametini bütün zevkıle duyacak ve fakat hakkı ıtmi’nanını kemali ni’mette değil kemali ni’mette değil kemali mün’ımde bulacak ve onun için Cennette hiç bir noksan ve ihtiyaç bulunmadığı ve ibadet için teklif dahi olmadığı halde ehli Cennet en büyük lezzet ve ibtihacın kibriyayı hakkı iclâl ve tekrimde bulunduğunu görerek Allaha duadan ayrılmıyacak ve bütün da’vaları ve duaları her maksaddan arî olarak münhasıren Allaha tesbih ve tahmidden ibaret olacak ve her duada Allahdan tehıyyei selâm alarak başkaca bir hazzı saadete irecek ve binaenaleyh dualarının hepsi behemehal hamd ile netilenecektir. Dünyada bu zevk-u lezzetin misali namazdır. Bundan gafil olan ve her hangi bir alay ve nümayiş seyri için koşan çocuklar ve cahiller namazı bir külfet sayarak ancak bir teklif ve tazyık tahtinde kılarlar ve başları dara gelmeden Allaha dua ve ibadet etmezler. Arifler ise bunu büyük bir zevk ve mi’rac bilirler. Netekim aleyhıssalâtü vesselâm «وَجُعِلَتْ قُرَّةُ عَيْنِى فِى الصَّلٰوةِ» ve «اَلصَّلٰوةُ مِعْرَاجُ الْمُؤْمِنِ» buyurmuştur. Ve yine Dünyada ehli Cennetin bu zevkıne hemhâl olmak içindir ki tehıyyeleri selâm olan ehli islâm her dua ve tezkirlerinin sonunda bir Fatiha okurlar. Çünkü insanlar Dünyada i’tiyad ettikleri yaşayış haleti ruhiyyesiyle ölecekler ve öldükleri gibi haşrolunacaklardır. Ve bundan dolayı bir gününü mutlaka bir gecenin ta’kib etmesi muhakkak ve âhiri ölüm olduğu şüphesiz bulunan hayatı Dünyaya mutmeinn olub da likai hakka karşı küfr-ü küfran ile yaşıyanlar ölümden sonra azâbı elîm ile yatakları olan narı Cehenneme giderken ehli iyman ve şükran, selâm-ü selâmetle «اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ» diyeceklerdir.

Şimdi liakullahı arzu veya ümid etmemek, hayatı Dünyaya razı ve mutmeinn olmak, âyatı haktan gaflet etmek, seyyielerinin sürüklediği seyyiat ve hatî’at cümlesinden olmak üzere o kâfirler bu hak vaıdleri tekzib ve kendilerine bir şerrolan azâbı bir hayır isti’cal eder gibi isti’cal ederek «hani Allah öyle kadir de kâfirlere, asîlere azâbını neye te’hır ediyor? Şimdiden hisabımızı görüverse ya, başımıza taşlar yağdırıverse ya!...» mı diyorlar? Veya Dünyada başlarına bir sıkıntı gelirverse sabredemeyib Allah canımızı alsa» mı diyorlar? ١١ وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِىَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فٖىطُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ١٢ وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِهٖٓ اَوْ قَاعِدًا اَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَآ اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفٖينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ Meali Şerifi