AyetSûreler

Tevbe Sûresi 26. Âyet

Medine · Cüz 10 · Sayfa 190

ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودࣰا لَّمۡ تَرَوۡهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡكَٰفِرِينَ ۝٢٦

Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَكٖينَتَهُ عَلٰى رَسُولِهٖ وَعَلَى الْمُؤْمِنٖينَ Sonra Allah Resulüne ve mü’minlere sekinetini: kalblere sükûnet veren rahmetini indirdi وَاَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا ve görmediğiniz askerler indirdi -ki bunlar Melâikedir. Ancak adedlerinin beş bin veya sekiz bin veya on altı bin olduğu hakkında üç rivayet vardır ve kavli muhtara göre bunların nüzulü Mü’minlerin kalblerine havatırı hasene ilkasiyle takviye ve te’yid ve müşriklerin kalblerine ilkai ru’b içinde idi «sûrei Enfale bak». O vakıt Fahrı âlem, sağ cenahı tutub durmuştu ve Hazreti Abbasın sesi gayet yüksek olduğundan ona «ey Ensar, ey eshab!» diye bağırmasını teklif eyledi. O da nidâ edib «Ey Akabede biy’at eden Ensar, ey şecerei rıdvan altında dönmemek üzere söz veren Eshab, ey Eshabı şecere, ey Eshabı sûrei «Bakare» diye çağırdı ve nidâlar tevalî etti, her taraftan Eshabı kiram «lebbeyk lebbeyk» diyerek bir nesakta hemen döndüler ve Resuli ekremin yanına koşuştular, o zaman Resulullah hayvandan indi «ben o Peygamberim yalan yok, ben o Abdülmuttalib oğluyum» «أَنَا النَّبِىُّ لَا كَذِبَ أَنَا ابْن عَبْدِ الْمُطَّلِبِ» buyurdu ve «اَللّٰهُمَّ اَنْزِلْ نَصْرَكَ» diye Allaha dua edib nusratini niyaz eyledi. Semadan Melekler inib Resulullaha yardım etti, o bozgun asker derhal derlenib toplandı, müslimanlar öyle bir sür’atle toplanıyorlardı ki atları koşamıyanlar inıb koşuyorlardı. Bu suretle mü’minlerin hepsi tekrar Resuli ekremin yanında birleştiler, ve o havf-ü helecanı atıb kemali sekînet ve metanetle cenge giriştiler, o vakıt Resulullah bakıb «حَمِىَ الْوَطِيسُ= fırın kızıştı» buyurdu ve yerden bir avuç toprak alıb müşrikler tarafına attı «اِنْهَزِمُوا وَرَبّ مُحَمَّدٍ» dedi ve hakıkaten münhezim olmuşlardı. İşte Allah o vakıt da mü’minlere böyle nusrat etti وَعَذَّبَ الَّذٖينَ كَفَرُوا ve kâfirleri ta’zib eyledi -maktul düştüler, esîr oldular, pek acı bir inhizama uğradılar, malları iğtinam olunduktan başka gayret ve hamiyyetlerini artırmağa medar olur maksadiyle sahai harbe getirdikleri evlâd-ü ıyallerini esîr bıraktılar وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِرٖينَ bu da kâfirlerin cezasıdır.