AyetSûreler

Tegâbün Sûresi 9. Âyet

Medine · Cüz 28 · Sayfa 556

يَوۡمَ يَجۡمَعُكُمۡ لِيَوۡمِ ٱلۡجَمۡعِۖ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلتَّغَابُنِۗ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰا يُكَفِّرۡ عَنۡهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰاۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ۝٩

Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim Allah’a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ sizleri o dernek gününe derleyip toplıyacağı gün ذٰلِكَ o - gün يَوْمُ التَّغَابُنِ eğâbün günüdür. - Kimin aldatıp kimin aldandığı, kâr ve zararın belli olacağı gündür.

TEĞABÜN, gebnden tefauldür. Gabn, alış verişte veya re’yde aldanmak veya aldatmak, ya’ni

değerinden aşağı yâhud yukarı almak veya vermektir ki farz az olursa gabni yesîr, çok olursa gabni fâhiş denilir. Tegabün de mütekabilen aldadışma yâhud aldatma veya aldanmanın zuhuru demektir. Ba’zan alış verişte olursa gaynın fethi bânın sükûniyle gabn, re’yde olursa ikisinin de fethiyle gaben diye ayırd edilir. Maamafih muameledeki de re’ye râci’ olacağından ikisi de esasen bir yere çıkar. Aldatan ğâbin, aldanan mağbûn olur. Ragıb der ki: ğabn, aranızdaki muamele de sana arkadaşın bir nevi’ ıhfa ile denksizlik etmektir. Malda olursa «غبن فلان= fülân aldattı» denilir. Reiyde olursa «غبن او غبنت كذا غبنًا» şöyle bir aldanış aldandı veya aldandım denilir ki gaflet, gabin sayılır. Ve «يَوْمُ التَّغَابُنِ» Kıyamet günüdür. Çünkü «وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرٖى نَفْسَهُ ابْتِغَآءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ» ve «اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ» ve «اِنَّ الَّذٖينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلٖيلًا» âyetlerinde işaret olunan mübayeada gabin bulunup bulunmadığı o gün zâhir olacak, bu alış verişlerde kâr ve zarar, hep o zaman anlaşılacaktır. Ba’zıları «يَوْمُ التَّغَابُنِ» den suâl olundukta şöyle demiştir: o gün eşya onlara Dünyadaki mıkdarları hılâfına zuhur edecektir. Ba’zı müfessirîn de demiştir ki gabnin aslı, şey’i gizlemektir. Şey’in gizlendiği mevzıa da fethile gaben denilir, a’zanın dirsek, kasık gibi büklüm yerlerine de istitarından dolayı megabin tesmiye olunur ve kadına tayyibetül’megâbin denilir اه. Keşşaf da der ki: burada tegabün kavmın ticaretteki tegabününden, ya’ni biribirini aldatmasından müstear olup şakıy olanların seıyd oldukları takdirde işğal edecekleri mevkı’lere seıydlerin konması ve bil’akis seıyd olanların şakıy oldukları takdirde işgal edecekleri mevkı’lere de şakîlerin konması ma’nâsınadır. Resulullahın hadîsinde de «Cennete giren her kula şayed fenalık yapmış olsa idi Cehennemde bulunacağı mevkı’ behemehal gösterilir ki şükrü artsın, Cehenneme giren her kula da şayed iyilik yapsa idi Cennette bulunacağı makam behemhal gösterilir ki hasreti artsın» diye vârid olmuştur. (Sûrei A’rafta «وَنُودُوٓا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ» bak). Gerçi insanların o günden başkasında da tegabünü olmaz değildir. Lâkin ne kadar büyük olursa olsun Dünya umurunda aldanma ve aldatma hakıkî tegabün olmayıp asıl hakıkî tegabün o Kıyamet günü olduğuna tenbih için ona «يَوْمُ التَّغَابُنِ» ta’bir buyurulmuştur اه. Ticarette tegabün, tefaul babının meşhur ma’nâsına nazaran ekseriya alış veriş yaparken karşılıklı aldayış, biribirini aldatmağa çalışmak ma’nâsına «isneyn beyninde» müşareket için olursa da tevazu’ ve tekaud kelimelerinde olduğu gibi vahid içinde olur. Burada Mücahid ve Katadeden «Ehli Cennetin ehli Cehennemi aldattığı gün» diye tefsir olunduğu da nakledilmiştir. Biz buna hakıkî aldatma ve aldanmanın tehakkuk ettiği kâr ve zarar günü demekle her iki ihtimali de ifade etmiş olacağımız kanaatinde bulunuyoruz. Dünya mahabbetine dalmış olan bedbahtların en büyük emelleri, ticaret sevdasiyle şunu bunu aldatmak olduğu cihetle burada onlara tehekküm için tegabün ta’bir buyurulmuştur. Murad, en büyük kâr ve zararın tehakkukunu ifade ile o günün azametini anlatmaktır. Kimlerin kâr, kimlerin zarar edeceğine gelince: وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا her kim Allaha iyman edip o güne yarar iyi bir amel işlerse - işte o kâr edecektir. Çünkü يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهٖ Allah ondan onun kabahatlerini keffaretleyip örtecek وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ ve onu altından ırmaklar akar Cennetlere koyacaktır. خَالِدٖينَ فٖيهَآ اَبَدًا Öyle ki içlerinde ebediyyen kalacaklardır. ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ işte fevzi âzîm, büyük kurtuluş, büyük zafer odur. - Çünkü her tehlikeden kurtulup en büyük murad, en büyük zevk olan rıdvanı ekbere irmek oradadır.