AyetSûreler

Tebbet Sûresi 4. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 603

وَٱمۡرَأَتُهُۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ ۝٤

Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir)

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَامْرَاَتُهُ karısı da -ki Harbin kızı Ümmü Cemîl ve Ebu Süfyan ibni Harbin kız kardeşi imiş, bu isimlerin ma’nalarındaki iymalar da şayanı dikkattir. Bu, «سَيَصْلٰى» nın tahtinde müstetir Ebu Lehebe raci’ olan «هو» zamirine ma’tuftur, ya’ni Ebu Lehebin yalnız kendisi değil, karısı da o ateşe yaslanacak. حَمَّالَةَ الْحَطَبِ – diğer kıraetlerin hepsinde «حَمَّالَةَ» haber olarak ötre okunur, bu surette Ebu Lehebe ma’tuf olmayıp cümle ondan hal olur. Bizim Asım kıraetinde ise üstün okunur, vâv atf olur, bunda iki vecih mümkindir:

BİRİSİ: «امرأه» den hal olmaktır ki karısı da odun hammalı olarak Cehenneme girecek, Ebu Lehebi götürecek veya onun ateşinin alevini artırmak için Dünyada küfrüne, arzusuna hizmet ettiğinden dolayı Cehennemde de azâbına o suretle iştirâk ile hizmet edecek. Çünkü «فَاتَّقُوا النَّارَ الَّتٖى وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ اُعِدَّتْ لِلْكَافِرٖينَ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِىَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَآ اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْئًا وَاُولٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِ» buyurulduğu üzere Cehennemin odunu, çırası kâfirler olduğundan küfre hizmet Cehenneme odun taşımak ma’nasında olur, bu suretle onun sırtındaki Cehennem odunu da Ebu Lehebin kendisi olmak en baliğ ma’na olur.

İKİNCİSİ: zemm üzere mansub olarak «ya’ni o hamaletelhateb karı» demek olmasıdır. Bu surette «وَامْرَاَتُهُ» de vakıf câizdir. Bunda da hatabdan murad Ebu Leheb olmak gerektir. Bundan başka bir de «حَمَّالَةَ الْحَطَبِ» ta’biri nemmam, koğucu, öteye beriye lâf götüren fesadcı ma’nasına mecaz olarak mesel olmuştur. Sahib Keşşaf derki: nas arasında nemîmelerle koğuculuk eden müfside «يَحْمِلُ الْحَطَبَ بَيْنَهُمْ= aralarında odun taşıyor» denilir, beyinlerinde nâire iykad ediyor, şerr iyrâs eyliyor demektir.

Netekim: من البيض لم تصطد على ظهر لامة و لم تمش بين الحى بالحطب الرطب Diyen şâir bu ma’nayı söylemiş, bir yaş odun demeside dumanı çok olacağından dolayı şerrin ziyade olacağına işaret eylemiştir اه. Bu ma’na lisanımızda kundakçılık etmek ta’biriyle ifade olunur. «Yangına körükle gitmek» ta’biri de buna müşabihtir. Lâkin lisanımızda «odun hammalı» ta’birinden biz bu ma’naları anlamayız, sade bir tezlîl anlarız. Bahusus ızzet ve servet içinde büyümüş bir kadının odun hammallığı etmesi acıklı bir sefalettir. Bundan koğuculuk, müfsidlik ma’nasını anlamak için ya kundakçı demek yahud «حَمَّالَةَ الْحَطَبِ» ta’birini terceme etmiyerek mesel halinde aynen söylemek daha muvafık olur. Bu ma’naca hâl nare dühulün sebebi olan Dünyadaki hâl ile ta’lil de olmuş olur. Fakat asıl ma’na Dünyadaki aile şeref ve haysiyyetine ve servet-ü ızzetine rağmen Âhıretteki sefalet ve hakaretini duyurmak ve Ebu Lehebin arzusuna mutave’at edenler içinde en sakınması lâzım gelen karısının bile böyle ateş içinde hakaretle kendisinin azâbını teşdide hizmet etmekte bulunduğunu ifade eylemek olduğu cihetle biz diğer vecihleri de nazarı dikkate alarak odun hammalı diye anlatmayı daha vâzih gördük, zira bir de İbni zeydden ve daha başkalarından rivayet olunmuşturki: Resulullahın geçeceği yola Ebu Lehebin karısı geceleyin diken dalları bıraktırmak suretiyle ona ezâ etmek isterdi, onun için bu ta’bir ile tezlîl edilmiştir. Maamafih bu rivayet de onun Peygambere ezâ etmek ve dînin neşrine mani’ olmak için kocasının fikrine hizmet etmek üzere gizliden gizliye nemîme ve sair suretle iz’ac etmeğe çalıştığını temsîlen bir ifade olarak mülâhaza edilirse ma’naların hepsi birleşmiş olur.