Târık Sûresi 4. Âyet
Mekke · Cüz 30 · Sayfa 591
إِن كُلُّ نَفۡسࣲ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظࣱ ٤
Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنْ كُلُّ نَفْسٍ hiç bir nefis yoktur ki لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ille üzerinde bir hâfız olmasın - her nefis üzerinde her halde mutlak bir hâfız vardır. Onu her halinde bütün mevcudiyyetiyle bütün ef’al ve harekâtını ve ona teallûku olan her şey’i görür gözetir, hepsi onun hıfzı, nezaret ve murakabesi tahtinde cereyan eder. Ki o Levhi mahfuzu da hıfz eden Allah tealâdır. Bir nefis ne kadar yüksek olursa olsun her halinde üzerinde bir hâfız bulunmaktan âzâde kalamaz, hiç bir zaman kendi kendine mühmel ve metrûk bırakılmaz, her lâhza kontrol altındadır. «وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظٖينَ كِرَامًا كَاتِبٖينَ يَعْلَمُونَ مَاتَفْعَلُونَ» buyurulduğu üzere insanlar üzerine her yaptıklarını bilerek yazan kirâmen kâtibîn ve «لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ» Allahın emriyle her insanı önünden ve arkasından muhafaza ederek ta’kîb eden muhafız Melekler bulunmakla beraber, Sûrei «قٓ» da «وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَاتُوَسْوِسُ بِهٖ نَفْسُهُ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ» âyetinde geçtiği vechile onlar insanın nefsindeki her gizli vesveseye nüfuz etmez, fiıllerini, kavillerini, kararlarını kayd-ü zabt ederlerse de bütün bâtnını ihata eylemezler. Fakat habli veridden daha yakın, «عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَفٖيظٌ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ رَقٖيبًا عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَهٖيدٌ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ» olan Allah tealâ hepsinin üzerinde hâfızdır. Ve bütün muhafızlar onundur. İnsanın hafızası da onun hıfzının âyatından biridir. Ebu ümame radıyallahü anhten Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem buyurmuşturki: mü’mine yüz altmış Melek müvekkel kılınmıştır, onlar bal çanağından sinek kovalar gibi mü’minden Şeytanları kovarlar. İnsan tarfetül’ayn kendine bırakılsa Şeytanlar onu kapışıverirlerdi اه. Ba’zıları burada hâfızı, bu koruyucu mahafaza Melekleriyle, ba’zıları da a’mali kaydeden kiramı kâtibîn murakebe Melekleriyle tefsîr etmek istemişlerse de asıl murkad her iki ma’na ile lepsinin üzerinde hâfızı akıl diye anlamak istemişlerdir. Lâkin söylediğimiz gibi akıl ve hafızası da Allahın âyât ve âsârından birisidir. Nefis, Semayı ve Târıkı onunla idrâk ve kendisiyle mukayese ederek üzendeki hâfızı ma’rifete yol bulur. Bundan dolayı akıl tarikıyle bu da’vayı isbat veya nakil tarikıyle bu ıhbara tefrı’ olarak buyuruluyor ki: