Şûrâ Sûresi 1. Âyet
Mekke · Cüz 25 · Sayfa 483
حمٓ ١
Hâ, mîm, ayn, sîn, kaf
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 1–9. âyetleri birlikte ele alır.
حٰمٓ عٓسٓقٓ – İki isim olmak gerektir. Onun için araları ayrılmış ve iki âyet sayılmış «كٓهٰيٰعٓصٓ» gibi bir isim olduğuna göre ayrılması başında diğer «حاميم» lere mutabık olmak için denilmiştir. 3. كَذٰلِكَ böyle - bu tarzı vahyile veya bervechi âti mazmun ile يُوحٖٓى اِلَيْكَ vahiy veriyor ve verir sana وَاِلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكَ ve sende evvelki Peygamberlere - Sahib keşşaf burada şöyle der: ya’ni bu Sûrenin mutezammın olduğu meanî öyle meanîdir ki Allah tealâ onun mislini hem bu Sûrenin gayrısında sana vahyetmiştir hem de senden evvelki Peygamberlere vahyeylemiştir. Bu suretle Allah tealâ bu ma’nâları Kuranda ve Semavî kitabların hepsinde tekrar buyurmuştur. Çünkü bunlarda evvel âhir kullarına belîğ bir tenbih ve azîm bir lûtuf vardır. «اوحى» buyurulmayıp da muzarı’ lâfzıyle «يوحى» buyurulması da böyle iyha, âdeti olduğuna delâlet içindir اه. Bundan başka burada bir de şu ma’nâ vardır: Allah tealânın sana ve senden evvelki Peygamberlere vahyinin tarzı bu «حم عسق» vahyi gibi, ya’ni bu Sûrede beyan ve ta’rif olunduğu gibidir. Çünkü vahyin envaı bu Sûrenin âhırinde «مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَآىِٔ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِاِذْنِهٖ مَا يَشَآءُ» diye beyan olunacaktır. «عسق» da bu üç tarza remz olmak muhtemildir. Sûrei «Nisâ» da «نَّآ اَوْحَيْنَآ اِلَيْكَ كَمَآ اَوْحَيْنَآ اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّٖنَ مِنْ بَعْدِهٖ» bak.
5. تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ – Allah tealânın ulüvv-ü azameti âsârını tasvirdir. Ya’ni Allah öyle yüksek ve öyle büyük ve azametlidir ki cismanî yükseklik ve büyüklüğün timsali olan Semâlar, o yüksek Gökler onun celâl ve azametinin heybeti altında üstlerinden çatlayıverecek gibi ezilip titremektedir. «مِنْ فَوْقِهِمْ» denilmesi Allahın yüksekliği Semâların yüksekliğinin fevkında olmasındandır. Zemahşerînin dediğine göre: Çünkü Allah tealânın celâl-ü azametine delâlet eden âyâtın en büyükleri Semavâtın fevkında Arş ve Kürsî ve Arşın etrafında tesbıh ve takdis ile çalkanan sufufi Melâike ve daha künhünü Allahdan başkasının bilemiyeceği melekûti uzmâ âsarıdır.
وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِى الْاَرْضِ ve Arzdakiler için mağrifet isterler, - şefaat, ilham ve taate sâık esbabı ihzar gibi vesîlelere sa’yederler. Bu ma’nâ ise umumiyyetle mü’mine ve kâfire şâmil olur. Hattâ istiğfar eksiği örtmek ma’nâsına tefsir olunursa hayvan ve cemada bile âmm olur. Tekabül karînesiyle mü’minlere tahsıs olunduğu takdirde ise murad şefaattir. ١ وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فٖيهِ مِنْ شَىْءٍ فَحُكْمُهُٓ اِلَى اللّٰهِ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبّٖى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ اُنٖيبُ ١١ فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فٖيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهٖ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ ١٢ لَهُ مَقَالٖيدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَآءُ وَيَقْدِرُ اِنَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمٌ ١٣ شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّٖينِ مَا وَصّٰى بِهٖ نُوحًا وَالَّذٖٓى اَوْحَيْنَآ اِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهٖٓ اِبْرٰهٖيمَ وَمُوسٰى وَعٖيسٰٓى اَنْ اَقٖيمُوا الدّٖينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فٖيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكٖينَ مَاتَدْعُوهُمْ اِلَيْهِ اَللّٰهُ يَجْتَبٖىٓ اِلَيْهِ مَنْ يَشَآءُ وَيَهْدٖٓى اِلَيْهِ مَنْ يُنٖيبُ ١٤ وَمَا تَفَرَّقُوٓا اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّ الَّذٖينَ اُورِثُوا الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَفٖى شَكٍّ مِنْهُ مُرٖيبٍ ١٥ فَلِذٰلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَآ اُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَآءَهُمْ وَقُلْ اٰمَنْتُ بِمَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنْ كِتَابٍ وَاُمِرْتُ لَِاعْدِلَ بَيْنَكُمْ اَللّٰهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَآ اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَللّٰهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَاِلَيْهِ الْمَصٖيرُ ١٦ وَالَّذٖينَ يُحَآجُّونَ فِى اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَااسْتُجٖيبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَدٖيدٌ ١٧ اَللّٰهُ الَّذٖىٓ اَنْزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْمٖيزَانَ وَمَا يُدْرٖيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ قَرٖيبٌ ١٨ يَسْتَعْجِلُ بِهَا الَّذٖينَ لَايُؤْمِنُونَ بِهَا وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ اَنَّهَا الْحَقُّ اَلَآ اِنَّ الَّذٖينَ يُمَارُونَ فِى السَّاعَةِ لَفٖى ضَلَالٍ بَعٖيدٍ ١٩ اَللّٰهُ لَطٖيفٌ بِعِبَادِهٖ يَرْزُقُ مَنْ يَشَآءُ وَهُوَ الْقَوِىُّ الْعَزٖيزُ
Meali Şerifi