Şems Sûresi 6. Âyet
Mekke · Cüz 30 · Sayfa 595
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا ٦
Yere ve onu döşeyene
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَا ve bahusus onun içinde yaşadığınız Arza ve onu döşeyene - bir döşek gibi döşeyip üzerinde hayat ve temekkün kabil olacak vechile altınıza seren o Halika ve yâhud öyle döşeyişine: Döşeyişindeki bedî’ tarz-u surete «وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَا» bak. «ط» ile «طحا» Vennaziati de geçen «دال» ile «دحا» gibi ve ayni ma’nada olarak döşeyip yaymak düzgün sermek ma’nasına tahivdendir. Yâî de olurlar. Düzgün münbasıt Arza taha, büyük ve yayvan gölgeliğe tahiye, mathıyye ve mathuvve denilir. Arzın tahvı ve dahvi kışrı Arzın tekvîniyle sathının hayata elverişli bir surette döşenmesidir. Müfessirîn derler ki: Böyle olması onun kürevî olmasına münafi değildir. «وَاِلَى الْاَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ» ihtarı mucebince tecribî nazar ve istidlâl ile sâbittir ki Arz hendesî ma’nasiyle tam bir küre olmamakla beraber kürevî, ya’ni küremsidir. Dağları ve dereleri ovaları ve denizleri gibi girinti ve çıkıntılarıyle kutublarının basıklığı kürevîliğine mâni’ olmaz. Hacminin büyüklüğüne nazaran bunlar onun üstünde bir portakal kabuğunun pürüzleri mesabesinde kalır. Bu döşenişin «دحا» ve «طحا» ta’birleriyle ifadesi de bunu anlatır. Netekim karpuz ve kabak gibi saksız olarak Arz üzerindeki döşenip yayılan sebze ve nebatata «mutahhiye» denilir.
Bunlar hep berhayat ve insan hılkatinin mukaddimesi ve bunları idrâk ile zulmetten çıkıp halıkına ma’rifet ve mucebince ahlâk seviyyesine yükselecek kabili ilham bir nefsin tesviyesi kazıyyesi ile alâkadar olduğunu ıhtar için de buyuruluyor ki