AyetSûreler

Sebe' Sûresi 1. Âyet

Mekke · Cüz 22 · Sayfa 428

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ ۝١

Hamd, o Allah’ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O’nundur. Ahirette de hamd O’nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ Hamd - övgü ile ta’zîm olunmak - Allahındır. Allahın hakkı, Allahın hassasıdır. الَّذٖى o ki لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ bütün Göklerdeki ve Yerdeki hep onundur. - Onun halkı, onun milki, onun ni’metidir. Bu Dünyada insanların elinde ne varsa hep emanettir. وَلَهُ الْحَمْدُ فِى الْاٰخِرَةِ Âhırette de hamd onundur. -Ya’ni bu önün bir sonu, bu Dünyanın bir Âhıreti var. O Âhıret ve Âhıretteki ni’metler de onun ve onun için önünde hamd onun olduğu gibi sonunda da hamd onun. Âhıret, kesb ile alâkadar olduğu için orada hamd, onun hakkı değil zannedilmesin. Onu hikmetiyle hazırlıyın, çalışanların sa’yini zayi’ etmeyip kesbine göre ecrini verecek olan odur. Ve gerek nia’mi Dünya ve gerek nia’mi Âhıret kesb ile ne kadar alâkadar olursa olsun esas itibariyle istihkaktan ziyade tefaddul târikıyle olduğunda da şübhe yoktur. Ehli Cennet «الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْ لَآ اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُ» diye «وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَآءُ» diye «الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖٓى اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ اَلَّذٖٓى اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ» diye türlü hamidlerle hamdedecekler ve bütün da’valarının, duâlarının sonu da «اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ» olacaktır. Dünyada hamd, bir vazife, bir ibadet, Âhırette ise bir telezzüz bir zevktir. وَهُوَ الْحَكٖيمُ ve o, öyle hakîm hikmetiyle Dünyayı Âhırete, Âhıreti Dünyaya raptederek iki âlemin de umurunu muhkem surette tedbir eden hamde müstehıkk olan hâkim الْخَبٖيرُ öyle habîr - her şey’in sirr-ü künhünü, önünü sonunu bilir. Bilerek tedbiri umur eder. Öyle habîrdir ki