Sâffât Sûresi 107. Âyet
Mekke · Cüz 23 · Sayfa 450
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ ١٠٧
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظٖيمٍ ve ona azîm bir kurbanlık ile fidye de verdik - ya’ni İbrahime oğlunun yerine kesilmek için büyük bir kurbanlık fidyei necat da verdik. Zebha mübaşeretle rü’ya tehakkuk ettirilmiş olup da «قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا» diye nida olunduktan sonra fidyenin ma’nâsı ne olabilir? Bunu en güzel iyzah eden vecih, şudur: deniliyor ki İbrahim aleyhisselâm bir oğlu olursa Allah yolunda kurban edeceğini nezreylemişti, sonra unutmuş, ru’ya bunu ıhtar eylemişti, onun için nida olunduğu zaman ru’ya tehakkuk ettirilmiş olmakla beraber nezir yerini bulmamış olduğundan bu fidye onu böyle nesıh suretiyle ikmal etmiş ve ayrıca bir ni’met olmuştur. Bundan dolayı İmamı a’zam demiştir ki: çocuğunu kurban etmeği nezr edene bir koyun kesmek vacib olur. Acaba o azîm kurbanlık ne idi ve azameti neresinde idi? Çokları Cennetten gelme, beyaz ve iri rivayette emlah, ya’ni alaca ve a’yen; iri gözlü bir koç idi demişler ki Yehûdun kavli de buna muvafıktır. Ba’zıları da Sebîr dağından inme bir va’l, ya’ni dağ keçisi demişlerdir. Büyüklüğünü de ba’zıları maddî olarak iri cüsseli diye ba’zıları da ma’nevî azamet ve ehemmiyyetle tefsir eylemişlerdir. Yalnız bir Peygamber değil, belki baba ve oğul iki Peygamberin ibtilâsını ref’ eyliyen ve bahusus neslinden hatemülenbiya gelecek bir Peygamberin fidyesi olan ve Cennetten gelen bir kurbanlık elbette azîm olur. Ba’zıları da demişlerdir ki azameti ondan sonra sünnet ve din olması i’tibariyledir. Ebû Bekri verrak birnesilden değil, doğrudan doğru tekvinden olması haysiyyetiyledir demiş. Fakat ıhtara hacet yoktur ki Kur’anın «بِذِبْحٍ عَظٖيمٍ» ifâdesi bütün bunlardan daha şümullü ve daha azametlidir Allahü a’lem