Sâd Sûresi 43. Âyet
Mekke · Cüz 23 · Sayfa 456
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٤٣
Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 42–44. âyetleri birlikte ele alır.
41. اَيُّوبَ Eyyub - Aleyhisselâm İbni Iys İbni İshak aleyhisselâm اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ hani rabbına nidâ ettiği, ya rab diye çağırdığı vaktı an: şöyle ki اَنّٖى ben halim şu مَسَّنِىَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ zahmet ve acı ile Şeytan bana dokunda - vesveseye yol buldu.
NUSB, meşakkat, bedende zahmet, azâbda elem, mal ve evlâd acısıyle tefsir edilmiştir. 42.
اُرْكُضْ بِرِجْلِكَ depren ayağınla - ركض REKZ, üzengi tepmek, kanad çırpmak kabîlinden olan harekettir. Ne kadar dikkate şayan bir noktadır ki Cenabı rabbil’âlemîn, Eyyubun duasına cevab olan halâs mu’cizesini verirken bile evvelâ ona böyle bir hareket emretmiştir ki bu emir, tıbkı Meryem kıssasındaki «هزى» emrine benzer ve «اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ» mazmununu da ıhtar eder. Burada bu emir Hazreti Eyyube söylendiği gibi hikâye olunarak «قلنا» hazf edilmiştir. Bu suretle âyet, arada Resuli ekreme hitab eden bir cümlei mu’teriza imiş gibi bir telmih de yapılmıştır. Ayak vurmak, ayakla deprenmek, özengilemek, olduğu yerde tepinmeğe, çabalamağa veya sefer veya hicret veya gaza eylemeğe, ya’ni mücahedenin mümkin olabilen her kısmına sadık olabileceğine göre bu telmih, kıssasının hıssa noktalarından birini teşkil eder. «وَخُذْ بِيَدِكَ» de böyledir. İbni Cerîri taberî tefsirinde Hazreti Eyubun deprendiği bu Arzın Cabiye olduğu nakl ediliyor. هٰذَا İşte - ya’ni deprenince bir kaynak zuhur etti, işte dedik sana مُغْتَسَلٌ bir yıkanacak بَارِدٌ sep serin وَشَرَابٌ ve içecek - yıkan ve iç, için dışın iyileşsin, yorgunluğun dinlensin, yüreğin soğusun. Ba’zılarına göre barid muğteselin sıfatı değil, ikinci bir haber mevkıinde ve şarabı barid ma’nâsındadır. Bunlar biri sıcak, biri soğuk iki menba’ zuhur etmiş, sıcağıyle yıkanmış, soğuğunu içmiş olduğunu söylemişlerdir. Fakat âyetinin zâhiri evvelkidir.
44. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا Ve elinle bir demet tut فَاضْرِبْ بِهٖ da vur onunla وَلَا تَحْنَثْ ve hânis olma, yemîninde durmamazlık etme -
DIGS, demet, deste, deniliyor ki bir hâdise dolayısiyle zevcesine yüz deynek vurmağa yemin etmiş idi.
Bu suretle bir demet yaparak vurmakla yemînin yerine geleceği kendisine ruhsat olarak gösterilmiş ve hudud ve Eymanda bu, Eyyub ruhsatı namiyle bâkı kalmıştır. Âyette ne demeti olduğu tasrih edilmediği için daha geniş vücuhe muhtemildir. Bizim kanaatimizce bu emir, yalnız o ruhsatı göstermekle kalmıyor, eli altında bir cemaat teşkili lüzumunu da nâtık bulunuyor. Netekim şu tezkirde o cihet daha sarihtir. ٤٥ وَاذْكُرْ عِبَادَنَآ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُولِى الْاَيْدٖى وَالْاَبْصَارِ ٤٦ اِنَّآ اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ ٤٧ وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ ٤٨ وَاذْكُرْ اِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِ
Meali Şerifi