AyetSûreler

Rûm Sûresi 9. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 405

أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةࣰ وَأَثَارُواْ ٱلۡأَرۡضَ وَعَمَرُوهَآ أَكۡثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ۝٩

Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَوَلَمْ يَسٖيرُوا فِى الْاَرْضِ Ye o Arzda bir gezmediler mi? - O kâfirler فَيَنْظُرُوا bir gezip de baksalar a كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ nasıl olmuş akıbeti o kendilerinden evvelkilerin - kendilerinden evvel küfreden Ad, Semûd gibi munkarız olmuş kavmlerin? كَانُوٓا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler وَاَثَارُوا الْاَرْضَ ve Arzı aktarmışlar - ekin ekmek veya su, ma’den çıkarmak için toprağın altını üstüne çevirmişler وَعَمَرُوهَآ اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا ve onu kendilerinin ı’marından daha ziyade ma’mur etmişlerdi وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ Resulleri de kendilerine beyyinelerle, açık bürhanlar, mu’cizelerle gelmişlerdi - ya’ni onlara inanmadılar da helâk ve münkarız oldular فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ demek ki Allah onlara zulmetmiyordu - cürümsüz helâk etmiyordu, buna zulüm ta’bir olunması Allah tealânın kemali nezahetini ızhar içindir. Yoksa Allah cürümsüz de helâk etse hakıkatte yine zulm olmazdı. Çünkü Allah celle celâlühu maliki hakıkîdir. Mâlikin milkinde dilediğini yapması zulm olmaz. Zulüm, gayrın hukukuna tecavüzü tazammün eder. وَلٰكِنْ كَانُوٓا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ve lâkin onlar, nefislerine zulmediyorlardı çünkü hikmeti ilâhiyyeye nazaran cem’ıyyetlerinin ve kendilerinin helâkini ıktiza eden ma’sıyetleri ihtiyar ediyorlardı