AyetSûreler

Rûm Sûresi 6. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 405

وَعۡدَ ٱللَّهِۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ۝٦

Allah’ın vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَعْدَ اللّٰهِ Allah va’di - bu zikrolunan galebe ve nusrat öyle bir va’ddir ki onu Allah tealâ va’d buyurdu. لَايُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ Allah, va’dine hulfetmez - binaenaleyh bunlar behemehal tehakkuk edecektir. Burada açık olarak iki va’d var. Birisi Rumların mağlûbiyyetlerinden sonra galib gelecekleri, birisi de mü’minlerin nusrat ile ferahlatacaklarıdır. Bu iki va’d çok geçmeden tehakkuk etti, Ebû Bekir bahsi kazandı. Bu suretle bunun nübüvveti Muhammediyyeyi isbat eden ilâhî bir âyet, bir mu’cize olduğu tebeyyün eyledi. Bu yüzden bir çoklarına hidayet yetişti müsliman oldular. Nüzulü daha mukaddem iken bu suretle mu’cizeliğinin tehakkuk ve tebeyyünü muahhar olmak hasebiyle tertibde obir Sûreden sonraya konuldu. Orada «لَوْلَآ اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَاتٌ مِنْ رَبِّهٖ» diye mu’cize istiyenlere karşı «اَوَ لَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرٰى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ» buyurulmakla buna işaret de olunmuştu. Maamafih bu iki açık va’d arasında «لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ» ile anlatılan diğer bir va’d daha vardır ki Rumların İranlılara galib olduktan sonra ileride müslimanlara mağlûb olacaklarına işaret eder. Netekim baştaki «غُلِبَتِ» ma’lûm «سَيَغْلِبُونَ» meçhul sıgasıyle okunduğu takdirde Ebû Saidi Hudrî ve sâireden rivayet edilen kıraeti şazze vechile «Rum galib geldi fakat onlar bu galebelerinden sonra ileride mağlûb olacaklar» diye doğrudan doğru bu ma’nâ tasrih edilmiş olur. Bu ise evvelkilerden daha uzak ve istikbale âid olmak ı’tibariyle daha mühim olan bir mu’cizedir. Fakat obirleri gibi Peygamberin zamanında zâhir olmayıp sonra tehakkuk edeceğinden âyette işaret ile gösterilip tarafı risaletten beyan buyurulmuştur. Filvakı’ İranlılara galib gelen Hiraklin kendi hayatında Rum orduları Hazreti Ebi Bekrin zamanı hılâfetindeki Yermûk muharebesinde ı’tibaren İslâm mücahidleri karşısında mağlûb olmıya başlıyarak Hazreti Ömer zamanındaki futuhı Şamdan tâ İstanbulun fethine kadar devam etmiş ve bu suretle bu mu’cize dahi temamen tehakkuk ve tebeyyün eylemiştir. Bir de Ebû Hayyan Bahri muhıt nam tafsirinde şunu kaydetmiştir: şeyh üstaz Ebû Ca’fer İbnizzübeyr hikâye ederdi ki Ebülhakem ibni Berrecan müslimanların beyti makdisi fethedeceklerini «الٓمٓ غُلِبَتِ الرُّومُ الى بِضْعِ سِنٖينَ» kavli ilâhîsinden zaman ve günü muayyen olarak istihrac etmiş idi. Ve İbni Berrecan kendisi feth için ta’yin ettiği vakıttan evvel vefat eyledi, vefatından bir zaman sonra da müslimanlar onun ta’yin ettiği vaktıtta Kudsü feth ettiler. Müşarün’ileyh Ebû Ca’fer işbu Ebülhakem ibni Berrecanın kitabullahdan istihrac ederek mugayyebata dair bir takım şeylere muttali’ olduğuna ı’tikad ederdi اه. Muhyiddîni arabî, dahi işbu Kudüs fethi hakkındaki istihracdan bahs etmiştir. Demek olur ki âyette ancak ricalullaha münkeşif olan daha diğer iymalar da vardır.

Alusî tesirinde de der ki: Muhyiddini arabî, ırakî ve sâire gibi arifînin Kur’anı kerimden mugayyebat istihrac ettikleri meşhurdur. Bu bir takım kavaıdi hisabiyye ve a’mali harfiyye üzerine mebnîdir ki onlara dair seleften bir şey varid olmamıştır. Hazreti Ali kerremallahü vechehuye «Resulullah size başkalarından ketmeylediği bir sir söyledi mi?» diye sorulmuştu, dedi ki hayır ancak Allah tealânın bir kuluna kitabında bir anlayış vermiş olması müstesna. وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ Ve lâkin nasın ekserîsi bilmezler. - Ya’ni bunların Allah va’di olduğunu ve Allahın va’di muhakkak vaki’ olacağını bilmezler.