Nûr Sûresi 24. Âyet
Medine · Cüz 18 · Sayfa 352
يَوۡمَ تَشۡهَدُ عَلَيۡهِمۡ أَلۡسِنَتُهُمۡ وَأَيۡدِيهِمۡ وَأَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢٤
O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَوْمَئِذٍ يُوَفّٖيهِمُ اللّٰهُ دٖينَهُمُ الْحَقَّ o gün Allah, onların hak dinlerini, ya’ni cezalarını tam verecek وَيَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبٖينُ ve bilecekler ki Allah, hakikaten o hakkı mübîndir - ya’ni her hakikati ızhar eden ve varlığında hiç şübhe olmıyan Hak tealâdır.
Burada tevbe edenler istisna edilmemiştir. Çünkü bunda ezvacı tahiratın hukukı mahsusası i’tibariyle bir hususiyyet vardır. Maamafih mefhum, ammdır. Binaenaleyh amm olan kazf âyetindeki istisnanın uhrevî noktai nazardan burada da cari olması melhuzdur. Hassan ibni Sâbit munafık olmamakla beraber tevbekâr olduğunda söz yoktur. Netekim hadden sonra inşad ettiği şu beyitlerle tebriesini arz etmişti: حصان رزان ما تزنّ بريبةٍ وتصبح غرثى من لحوم الغوافل حليلة خير الناس دينًا ومنصبًا نبى الهدى والمكرمات الفواضل عقيلة حى من لؤى ابن غالب كرام المساعى مجدها غير زائل مهذبة قد طيب اللّه خيمها وطهرها من كل شين وباطل فان كان ما بلغت انى قلته فلا رفعت سوطى الى اناملى فكيف وودى ما حييت ونصرتى بآل رسول اللّه زين المحافل له رتب عال على الناس فضلها تقاصر عنها سورة المتطاول Ebû Hayyan
Hazreti Aişe radıyallahü anha da «Hassana Cenneti ümid ederim, Resulullahın medhine dair şi’rini işittiğim zaman ona Cenneti ümid ettim» demiştir. (Razî)