AyetSûreler

Nûh Sûresi 17. Âyet

Mekke · Cüz 29 · Sayfa 571

وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ نَبَاتࣰا ۝١٧

Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًا – Nebat, nebt kelimeleri lügatte ismi cins ve masdar olur. İsm olduğuna göre yerde biten, ya’ni neş’et edip yetişen her şey’e denir, sonra sâkı olmıyanda belki hayvanatın yediğinde urf olmuşturki ot dediğimizdir. Masdar olduğuna göre de bitmek, ot bitmek yetişmek, inbat da bitirmek, yetiştirmek, neş’et ettirmek demek olur. Nebatın faslı, mümeyyiz ve vasfı nümüvdürki uzviyyetin tegaddi ve tenasül ile tezahürüdür. Lâkin kelimenin asıl sîgasi masdar olduğu ve insan hayatı, nebatî hayattan ibaret bulunmadığı için müfessirîn burada «نَبَاتًا» hal değil, masdar olarak mef’uli mutlak olduğunu beyan etmişlerdir. Ancak ba’zıları doğrudan doğru «اَنْبَتَكُمْ» den mef’uli mutlak olmak için «اَنْبَاتًا نَبَاتًا» ma’nasına olup babının gayriden olarak zikredilmiş olduğunu söylemişlerdirki sizi Arzdan bitirmek suretiyle yetiştirdik demek olur. Diğer ba’zıları da «اَنْبَات» ın neticesi olmak üzere sülasî babından mukadder olan fi’lin masdarı olmak dolayısiyle «اَنْبَات» ın mef’uli mutlakı olduğunu söylemişlerdirki aslı «اَنْبَتَكُمُ اللّٰهُ فَنَبَتُّمْ نَبَاتًا» olup ma’na «Allah sizi bitirdi de siz bir bitiş bittiniz» demek olur. Razî derki: bunda iki mes’ele vardır.

BİRİNCİSİ: Âyette iki vecih var: birisi, sizi Arzdan bitirdi demek babanızı Arzdan bitirdi - ibtida topraktan onu yaratmak suretiyle cinsinizi yarattı - demektir, o kadarki «اِنَّ مَثَلَ عٖيسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ» gibi olur. Diğeri hepinizi Arzdan yarattı demek olur, çünkü Allah bizleri nutfelerden, onları gıdalardan, onları nebattan, onu da Arzdan yaratıyor.

İKİNCİSİ: «اَنْبَتَكُمْ اِنْبَاتًا» denilmek gerekken «اَنْبَتَكُمْ نَبَاتًا» buyurulmuşturki: «اَنْبَتَكُمْ فَنَبَتُّمْ نَبَاتًا» takdirindedir. Bunda lâtîf bir incelik vardır. Zira «اِنْبَاتًا» buyursa idi acib garib bir inbat demek olurdu. Halbuki Allahın sıfatı olan inbat bizim için mahsûs olmadığından biz onun acib, kâmil bir inbat olduğunu başka türlü tanımazdık, ancak Allahın ıhbariyle tanımış olurduk, bu makam ise Allah tealânın kemali kudretine istidlâl makamıdır. Onu yalnız sem’ ile isbat kâfi gelmiyebilir, lâkin o inbat etti de siz acib, garib bir bitiş bittiniz ma’nasına «نَبَاتًا» buyurulunca bizim vasfımız olan o acib, garib, kâmil bitiş, mahsûs, müşahed olduğundan bununla Allahın kemali kudretine istidlâl mümkin olur, onun için «نَبَاتًا» buyurulması bu makama daha muvafık, daha beliğ olmuş ve bu lâtîf sirri göstermek için hakikatten bu mecaza geçilerek «اِنْبَاتًا» yerinde «نَبَاتًا» buyurulmuştur اه. Maamafih «نَبَاتًا» hal yapıldığı taktirde de bu nükte anlaşılmaz değildir. Lâkin kelimenin esasen masdar olması ve mef’uli mutlakın halden akdem ve daha kuvvetli bulunması hasebiyle müfessirîn halden ziyade esası gözetmişlerdir. Bu suretle etvarın mebadîsine işaretten sonra istıkbalini ve gayesini beyan için de buyuruluyorki