Nisâ Sûresi 86. Âyet
Medine · Cüz 5 · Sayfa 91
وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةࣲ فَحَيُّواْ بِأَحۡسَنَ مِنۡهَآ أَوۡ رُدُّوهَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَسِيبًا ٨٦
Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذَا حُيّٖيتُمْ بِتَحِيَّةٍ kimin tarafından olursa olsun bir tahıyye ile tahıyyelendiğiniz bir selâm ile tekrîm edildiğiniz vakit de فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَآ siz ondan daha güzeli ile tahıyye ediniz, selâmlâyınız اَوْ رُدُّوهَا ve ya onu geri veriniz, ya’ni gerisin geri mislile cevab veriniz.»
TAHIYYE; lûgatte milk ve beka ma’nasına gelir, netekim şair: اسير به الى النعمان حتى انيح على تحيته بجند demiştir ki «عَلَى مُلْكِهِ» demektir. Bir kimseye «حَيَّاكَ اللّٰهُ» diye dua etmeğe de tahıyye ta’bir olunur ki «Allah ömürler versin» yahud «Allah seni sahibi mülk kılsın» veya «mülkünde bakı kılsın» ma’nalarına gelir. Cahiliyyede Arablar selâm mevkıinde «حَيَّاكَ اللّٰهُ» derlerdi, sonraları bizde şayi’ olan «Allah ömürler versin» ta’biri bunun bir ihyası olmuştur. Fakat bunlar bir dua olmakla beraber alel’ıtlak hayırlı bir dua değildir. Zira ömür, hayat, mülk behemehal selâmet-ü saadeti icab etmez, felâket içinde de geçebilir. Binaenaleyh bu suretle tahıyye haddi zatında nakıs bir tahıyyedir, hepsinin başı baş selâmetidir. «Hayyâkellâh, Allah ömürler versin» denildiği zaman muhatab bu ma’nâ kasd edildiğini farz ederek hoşlanabilirse de bir gaflettir. Çünkü kailin niyyeti ma’lûm değildir. Veyahud hiç düşünmemiştir. Bunun için dini islâm, bu nakıs tahıyyeleri selâma tebdil etmiş ve «حَيَّاكَ اللّٰهُ» yerine Dünya ve Âhıret selâmet-ü müsalemet neşreden «اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ» dua ve iltifatını ikame eylemiş olduğundan islâmda «تحيه» selâm olmuştur. Bunun için «وَاِذَا حُيّٖيتُمْ بِتَحِيَّةٍ» size bir selâm verildiği vakıt demek olur. Selâm bir tahıyye ve iltifattır. Fakat her tahıyye ve iltifat selâm değildir. İşte cenabı Allah Peygamberini ve mü’minleri cihada tergib ederken islâmda harbın gayesi te’mini müsalemet olduğunu bilhassa ıhtar için şefaati haseneye terğibden sonra düşmanlar müsalemete talib oldukları vakıt siz de daha güzel veya onlar kadar müsalemete razı olunuz diye emretmiş oluyor. Binaenaleyh burada «وَاِذَا حُيّٖيتُمْ بِتَحِيَّةٍ» kavli İlahîsi «وَاِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا» mealini mutazammın veya müstelzimdir.
Demişlerdir ki, Nesârânın tahıyyesi elini ağzına koymak, Yehudîlerin birbirine tahıyyesi parmaklarla işaret etmek veya baş kesib kıç kırmak «تكفير», Mecusîlerin tahıyyesi eğilmek, Arapların birbirine tahıyyesi «حَيَّاكَ اللّٰهُ» demek, mülûke tahıyyesi de «اَنْعِمْ صَبَاحًا» demek, müslimanların biribirine tahıyyesi de «اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ» ve daha güzeli «اَلسَّلَامَ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ» demektir. «بِاَحْسَنَ مِنْهَا» buna işarettir. Rivayet olunuyor ki bir adam Resulullaha «اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ» demiş, cevaben «عَلَيْكَ السَّلَامُ وَرَحْمَتُهُ» buyurmuş, diğer biri «اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ» demiş «وَعَلَيْكَ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ» buyurmuş, diğer biri de «اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ» demiş, buna da «وَعَلَيْكَ» buyurmuş, binaenaleyh bu adam «نقصتنى» «Allah tealânın dediği nerde kaldı» demiş ve bu âyeti okumuş, Resulullah da «sen bana fazla bir şey bırakmadın, ben de sana misliyle reddettim» buyurmuştur. Çünkü bunda metalibin hepsi müderiçtir, mazarrattan selâmet, menafiin husulü ve sebatı. Velhasıl selâm pek büyük bir şeydir. Hattâ «اَلسَّلَامُ» Allah tealânın esmai hüsnâsındandır. Ve Kur’anda on iki mevzı’da Allah tealâ mü’mine selâm vermiştir. Selâm almak farzı kifayedir. Nehaîden, selâm sünnet, reddi selâm, ya’ni selâm almak farzdır diye merviydir. Hutbede, cehren tilaâveti Kur’an, hadîs rivayeti, tedrisi ilim, ezan, ikamet esnasında selâma cevab verilmez, oyun oynıyanlara, şarkı söyleyenlere, kazayı hacet eden, hamamda veya diğer bir yerde çıplak bulunana selâm verilmez, sünnet olan yürüyenin oturana, rakibin maşiye, atlının merkepliye, küçüğün büyüğe, azın çoğa selâm vermesidir. İki kişi karşılaşınca ikisi de mübaderet ederler. İmamı a’zamdan merviydir ki selâm alan sesini pek kaldırmaz. Hulâsa her kim tarafından olursa olsun verilen tahıyyeyi, selâmı lâekal misliyle olsun reddetmeli, selâm verene hiç bir zarar yapılmamalıdır. Müsalemet müsalemetle, ikram ikram ile karşılanmalı ve her hangi bir iyilik mümkin olduğu kadar karşılıksız bırakılmamalıdır. Çünkü اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَسٖيبًا Allah tealânın her şey üzerine muhasib olduğunda şüphe yoktur. Bütün bu işlerde de ancak onun hısabını düşünmelidir. İyi bilmeli ki: ٨٧ اَللّٰهُ لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَارَيْبَ فٖيهِ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَدٖيثًا Meali Şerifi