AyetSûreler

Nisâ Sûresi 84. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 91

فَقَٰتِلۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفۡسَكَۚ وَحَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأۡسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأۡسࣰا وَأَشَدُّ تَنكِيلࣰا ۝٨٤

(Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezası daha çetindir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَقَاتِلْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ bizzat sen fî sebilillâh mukatele et لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ sen ancak nefsinle mükellefsin, kendi fi’linden mes’ulsün o halde yalnız da kalsan bu vazifeni ifa ile وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنٖينَ mü’minleri de teşvik-u terğıb et ki عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَاْسَ الَّذٖينَ كَفَرُوا kâfirlerin zarar ve kuvvetini Allahın menetmesi kaviyyen me’muldür, ya’ni mev’uddur.»- Bu âyet Bedri suğra seferi hakkında nâzil olmuştur. Surei Âli Imranda «اَلَّذٖينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ الخ» âyetinde izah olunduğu üzere Resulullah Uhud harbının nihayetinde Ebu Süfyana karşı bir sene sonra Zilkı’dede Bedri suğra mevsimine muvaade etmiş söz vermiş idi. Miy’adı gelince nâsı da’vet etti ve fakat bir takımları çekindi. Binaenaleyh bu âyet nâzil oldu ve Resulullah «ben yalnız kalsam yine giderim» buyurdu ve yetmiş süvari miyanında hareket etti, Allah tealâ da kâfirlerin kalbine bir korku verdi ve caydırdı «Merri Zahran» dan döndüler, Hazreti Peygamber de maı’yyetiyle birlikte Bedrde sekiz gün kaldılar ve ticaret yaptılar, bu suretle «Keffi be’si kefere» va’di ilâhîsi de keferei Kureyş aleyhine tahakkuk etti. Bunun sureti umumiyyede tahakkuku da nüzuli İsa mes’elesi olacağı söylenmiştir. Resulullah işbu «Bedri sugrâ» vak’asında bu emre tevfikan tek başına gitmeğe kıyam buyurduğu gibi buna imtisalen Hazreti Sıddık da vefatı Peygamberî üzerine zekâttan imtina’ eden mürteddîne karşı böyle yapmış ve hılâfeti Resulullaha istihkakını bununla da isbat etmiş ve muvaffak olmuş idi.

Evet, kâfirlerde be’s-ü kuvvet bulunabilir وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَاْسًا وَاَشَدُّ تَنْكٖيلًا ve fakat Allah kuvvet-ü kudretce onlardan hem pek çok yüksek, hem de tenkil-ü ta’zibi onlarınkinden çok şiddetlidir. Binaenaleyh kâfirlerin kuvvetinden korkub da Allaha ısyan etmemeli, Allahın kudret ve azabından korkub da Allaha itaat etmeli ve kâfirlere karşı gelmelidir. Bunun için ya Muhammed, sen kendin fîsebilillâh harb et ve mü’minleri tahris-u tergib de eyle, zira bu bir şefaat demektir. Halbuki