AyetSûreler

Nisâ Sûresi 60. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 88

أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزۡعُمُونَ أَنَّهُمۡ ءَامَنُواْ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓاْ إِلَى ٱلطَّـٰغُوتِ وَقَدۡ أُمِرُوٓاْ أَن يَكۡفُرُواْ بِهِۦۖ وَيُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُضِلَّهُمۡ ضَلَٰلَۢا بَعِيدࣰا ۝٦٠

Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَآ اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَآ اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ Baksan â, o sana inzal edilene ve senden evvel inzal olunana iyman ettiklerini zu’medenlere: o zahiren müsliman görünüb münafık olanlara يُرٖيدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُوٓا اِلَى الطَّاغُوتِ muhakemeleri için tağuta, ya’ni Allahdan korkmaz Şeytanetkâr azgına Müracaat etmek istiyorlar وَقَدْ اُمِرُوٓا اَنْ يَكْفُرُوا بِهٖ halbuki «فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى» medlûlünce Tağuta küfretmeğe memur bulunuyorlardı. Böyle iken Tağutun mahkemesine gitmek istiyorlar. وَيُرٖيدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَعٖيدًا Bu âyetin sebebi nüzulü olmak üzere bir kaç vak’a rivayet olunuyor. Bir hayli müfessirînin İbni Abbastan merviy olan beyanlarına göre bir Münafık ile bir Yehudî münazaa etmişler. Yehudî muhakeme için Hazreti Peygambere muracaatı, Münafık da Yehudîlerin reisi olan Kâ’b ibni Eşrefe gitmeyi teklif etmiş. Çünkü Yehudî haklı, Münafık haksız imiş. Halkuki Hazreti Peygamberin ancak hakk-u adâletle hukmettiği, Kâ’b ibni Eşrefin rişvete düşkün bulunduğu tarafeynce ma’lûm olduğundan Yehudî Peygambere müracaatı, Münafık da Kâ’ba müracaatı arzu ediyormuş. Nihayet Yehudî ısrar etmiş, Resulullaha müracaat etmişler, Yehudînin lehine Münafıkın aleyhine huküm sadır olunca Münafık razı olmamış «haydi Ömere gidelim aramızda o hakem olsun» diye teklif etmiş. Varmışlar, Yehudî «Resulullah benim lehime hukm etti, bu onun hukmüne razı olmadı» diye anlatmış binaenaleyh Hazreti Ömer Münafıka «öyle mi?» diye sormuş, o da «evet» demiş, bunun üzerine «yerinizde durunuz azıcık dışarı çıkayım gelir hukmünü veririm» diyerek çıkmış, varub kılıcını kuşanmış gelmiş ve derhal Münafıkın boynunu vurmuş, işini bitirmiş, sonra «madem ki beni hakem yaptınız, işte Allahın hukmüne ve Resulünün hukmüne razı olmıyan hakkında benim hukmüm budur» demiş, Yehudî kaçmış, binaenaleyh Münafıkın taallûkatı Hazreti Peygambere şikâyet etmişler, Ömeri celb ile vak’ayı sual etmiş, o da «hukmünü reddetti ya Resulullah» diye cevab vermiş, o zaman hemen Cibrîl aleyhisselâm gelib «Ömer, faruktur, hakk ile batılı tefrık etti» demiş, aleyhissalâtü vesselâm da Hazreti Ömere «اَنْتَ الْفَارُوقُ= sen faruksun» buyurmuştur. Bu surette demek ki Tağut Kâ’b ibni Eşrefe işarettir. Şa’bîden bir rivayete göre de bu Münafık hasmını Cüheyne kabilesinden bir kâhine de da’vet etmiş, orada muhakeme olmuşlardı. Süddînin beyanına göre de hâdise Beni Kureyza ile Beni nadîr arasında bulunan bir maktul hakkında vakı’ olmuş, tarafeynden müsliman olanlar Hazreti Peygambere gidib muhakeme olmak istemişler, Münafıklar da bundan imtina’ edib kâhin Ebu Berdetül’eslemîye müracaatle muhakeme talebinde ısrar etmişler ve ona gitmişlerdi. Netekim şöyle buyuruluyor: