Nisâ Sûresi 171. Âyet
Medine · Cüz 6 · Sayfa 105
يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ وَلَا تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ إِنَّمَا ٱلۡمَسِيحُ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلۡقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرۡيَمَ وَرُوحࣱ مِّنۡهُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۖ وَلَا تَقُولُواْ ثَلَٰثَةٌۚ ٱنتَهُواْ خَيۡرࣰا لَّكُمۡۚ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱۖ سُبۡحَٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدࣱۘ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰا ١٧١
Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, Meryem’e atmış olduğu kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَآ اَهْلَ الْكِتَابِ Mefhumi âmm olmakla beraber yukarıda daha ziyade Yehud istihdaf edildiği gibi burada da bilhassa Nesârâ istihdaf olunmuştur. Ya’ni ey umum insanlardan ve insanlar içinde Ehli kitabdan bir kısm olan Nesârâ لَا تَغْلُوا فٖى دٖينِكُمْ dininizde gulüvv etmeyiniz, Isâ aleyhisselâmın şanı rıf’atini balâda beyan olduğunu üzere inkâr ve tenzil etmeğe, veledi gayri meşru’ Mechul «incannu» diye kazf eylemeğe kalkışan Yehudîlerin tefrıtlarına mukabil siz de onun hakkında ulûhiyyet iddiası ile ifrata gitmeyiniz وَلَاتَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ ve Allaha karşı haktan başka hiç bir şey söylemeyiniz. Allah tealâyı hulûl, inkılâb-ü ittihad, arkadaş ve veled ittihazı ve saire gibi muhal ve bâtıl olan evsaf ile tavsıf etmeyiniz de böyle şaibelerden tenzih eyleyiniz ve her hususta hakkı takıb ediniz, hak söyleyiniz. Çünkü اِنَّمَا الْمَسٖيحُ عٖيسَىابْنُ مَرْيَمَ Mesih Isâ ibni Meryem başka bir şey değil ancak رَسُولُ اللّٰهِ Allahın bir Resulüdür وَكَلِمَتُهُ ve bir kelimei tekviniyye veya tebliğiyesidir ki اَلْقٰيهَآ اِلٰى مَرْيَمَ onu Meryeme ilka etmiş «اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اِسْمُهُ الْمَسٖيحُ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ» medlûlü üzere Melekleriyle Meryeme bildirib tebşir etmiş, nefhı Cibril ile rahimi meryeme bırakıb «كُنْ فَيَكُونُ» emriyle tekvîn eylemiştir وَرُوحٌ مِنْهُ ve Allah tarafından bir ruhtur, ki Allah bununla bir çok ölü kalblere hayat vermiştir.»- Risalet, kelime, ruh, işte Mesih Isâ ibni Meryemin son hakıkati bunlardan ıbarettir. Isâ katl-ü salb olunmadı veya henüz ölmedi, Semaya ref’ olundu denildiği zaman bu hakıkatten başka bir şey anlamamalıdır. Binaenaleyh فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ Allaha ve bütün Resullerine iyman ediniz, Allahı Allah, Resulleri Resul tanıyınız وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌ ve üç demeyiniz, ne «ilâhlar üçtür: Allah, Mesih, Meryemdir» diye şirki sarih ile ne de «Allah üçtür: Eb, ibin, ruhulkudus, ekanimi selâse, eşhası selâse olarak cevheri vahiddir» gibi bir şirki müevvel ile teslise kail olmayınız اِنْتَهُوا teslisten vaz geçiniz ki خَيْرًا لَكُمْ sizin için hayırlı olur. Zira اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌ Allah ancak bir ilâhdır, hiç bir vechile şirki kabul etmez, zatinde her türlü taaddüdden münezzeh ve ülûhiyyetde münferiddir سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ haşa onun için bir veled olmak ihtimali yoktur. Onu böyle bir şaibeden tesbih ve tenzih ederim, çünkü لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ Semavatta ve Arzda, yukarılarda ve aşağıda her ne varsa hepsi onundur. Halk onun, mülk onun, hukm-ü tasarruf onundur. Isâ da dahil olduğu halde eşyadan hiç bir şey onun mülk-ü melekütünden haric değildir. وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا Allah vekil olarak da kâfidir. Ya’ni bütün bunları halk-u tedbir ve kendi namına zabt-u idare de Allahın hiç bir kimseyi vekil tutmağa ihtiyacı yoktur. O bizzat ve bilesale hukm-ü tasarrufa kadir gani anilâlemîndir. Bununla beraber mahlûkatın umurunu onların hisab ve menfaati en güzel tedbir ve idare eden ve edecek olan da odur. Onlar vazifelerini yapıb kendisine tevekkül ve itimad ederek tefvizı umur ettikleri takdirde işlerini tesviye ve arzû ve emellerini tatmin etmek için kendilerini başka bir vekîle muhtac da etmez. Hasılı o bütün mahlûkatın tedbiri umuruna ve kendine istinad etmesine kâfidir ve işinde bir vekîle muhtac değildir. O her şeyin yerini tutar, hiç bir şey onun yerini tutamaz ve ona istinad etmeden duramaz. Binaenaleyh Allahın milki haricinde bir şey, Allahın yerini tutacak bir veled, makamına kaim olacak bir vekîl, Allahdan başka tefvizi umur edilecek bir merci’, bir ma’bud tasavvuru tasavvurı muhaldir. Bu gibi şeyler ancak fâniler ve âcizler hakkında tasavvur olunur. Resul denildiği zaman da bir vekîl değil ancak nâkılli kelâm bir emr kulu anlamalıdır. Buna karşı ey Nesârâ Mesih, nasıl kul olur? demeyiniz