AyetSûreler

Nisâ Sûresi 153. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 102

يَسۡـَٔلُكَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيۡهِمۡ كِتَٰبࣰا مِّنَ ٱلسَّمَآءِۚ فَقَدۡ سَأَلُواْ مُوسَىٰٓ أَكۡبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓاْ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهۡرَةࣰ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلۡمِهِمۡۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُواْ ٱلۡعِجۡلَ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُ فَعَفَوۡنَا عَن ذَٰلِكَۚ وَءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ سُلۡطَٰنࣰا مُّبِينࣰا ۝١٥٣

Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah’ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa’ya açık bir delil (yetki) verdik

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَسْئَلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَآءِ Ya Muhammed Ehlî kitab -senin risaletine inanmak için Allah tarafından Kuranın sana kelâm halinde indirilmiş olmasını kâfi görmiyorlar ve bunu kütübi Semaviyyeden addetmek istemiyorlar das enden kendilerine Semadan bir kitab indirivermeni taleb ediyorlar.» -Bir kerre Allahın değil, senin indirmeni istiyorlar, saniyen başkasına değil, kendilerine, kendi üzerlerine indirmeni istiyorlar ki bununla risaleti kendilerinde müşahede ve kendilerinde Peygamberliği tecribe etmedikçe iyman etmiyeceklerini anlatmış oluyorlar. Salisen kitabın ma’nâ veya nazm ve ma’nâ olarak vahyen kalbe nâzil olmasına ve ba’dehu onun kullar tarafından yazılmasına kani’ olmayıb Semadan bir hatt ile yazılmış elvah veya sahaif halinde bir cismi mahsûs olarak şu maddî gökten düşüvermesini arzu ediyorlar, kitabın ulviyyet ve semaviyyeti ancak böyle bir şekli maddî ve cismanîde müşahedeleri tahtinde tasdık olunabileceğini iddia eyliyorlar. Halbuki bu şeraıt altında her cisim canibi kudreten bir kitab olduğunu ve fakat okumasını bilmediklerini düşünmüyorlar. Âyetin zâhirinden de anlaşılacağı üzere ekser müfessirînin beyanına göre bu Ehli kitabdan murad Yehudîlerdir. Rivayet olunuyor ki Kâ’b ibni eşref ve Finhas ibni azurâ gibi ahbarı Yehud mahzâ tahakküm ve taannüt için huzurı risalete gelmişler, «eğer sen Peygamber isen bize Hazreti Musâ gibi Semadan ve topu birden bir kitab indir» demişler. Ba’zıları bu kitabın Tevrat gibi levh üzerine ve bir hattı Semavî ile muharrer olmasını, diğer ba’zıları nâzil olurken kendilerinin de muayene ve müşahede etmelerini, diğer ba’zıları da fülân ve fülân diye bizzat kendilerine indirilmesini ve bunun içinde «Muhammed Resulullah» diye muharrer bulunmasını söylemişler, bu âyetler de bunun üzerine nâzil olmuştur.

Buyuruluyor ki:

Ya Muhammed! sen bunların bu suallerini i’zam etme, bunu bunlara çok görme فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ çünkü bunlar Musâdan bundan daha büyüğünü istediler فَقَالُوٓا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً bize Allahı açıktan göster dediler, dediler de فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ bu zulümleri sebebile kendilerini yıldırım çarptı [sûrei Bakareye bak]. ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ sonra bunlara beyyinat geldikten, ya’ni Hazreti Musânın Fir’avne karşı gösterdiği asa’, yedi beyza ve farkı bahır mu’cizatı gösterildikten sonra -ki henüz Tevrat nâzil olmamıştıd a tuttular ıcle taptılar فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَ böyle iken biz bundan afvettik وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبٖينًا ve Musâya bir sultanı mübin, ya’ni üzerlerinde nüfuzu zâhir bir sültai hâkime verdik»- öyle ki ısyanlarına tevbe olmak için nefislerini katletmelerini emreyledik