AyetSûreler

Nisâ Sûresi 135. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 100

۞يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّـٰمِينَ بِٱلۡقِسۡطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمۡ أَوِ ٱلۡوَٰلِدَيۡنِ وَٱلۡأَقۡرَبِينَۚ إِن يَكُنۡ غَنِيًّا أَوۡ فَقِيرࣰا فَٱللَّهُ أَوۡلَىٰ بِهِمَاۖ فَلَا تَتَّبِعُواْ ٱلۡهَوَىٰٓ أَن تَعۡدِلُواْۚ وَإِن تَلۡوُۥٓاْ أَوۡ تُعۡرِضُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣰا ۝١٣٥

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, anababanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآاَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا Ey iyman edenler, yalnız kadınlar üzerinde kavvam olmakla kalmayınız, her hususta كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ kavvamîn bil’kıst olunuz, adaletle kaim ve müstakım hâkimler olub adl-ü hakkaniyyeti ikame ediniz شُهَدَآءَ لِلّٰهِ Allah için nümunei imtisal olacak şahidler olunuz, hakka dos doğru şehadet ediniz. وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبٖينَ velev kendinizin veya ebeveyn ve akribanızın aleyhinde dahi olsa böyle olunuz.» -Ki bunda iki ma’na vardır: birisi; başkasının sizde bir hakkı varsa kendiniz ıkrar ve i’tiraf ediniz ve ananız, babanız ve akribanız aleyhine de olsa hukümden şehadetten kaçınmayınız demektir. Birisi de şahsi salis aleyhine şehadet kendinizin ve taallûkatınızın bir zararını da intac edecek olsa yine dos doğru şehadet ediniz demektir. اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقٖيرًا aleyhine veya lehine şehadet ettiğiniz kimseler zengin olsa da böyle yapınız, fakîr olsa da, ne zengine müdahene etmek, ne de fakîrı gözetmek için şehadetten imtina’ etmeyiniz, istikametten ayrılmayınız. Çünkü فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا ganiyye de fakîre de Allah daha evlâdır. O onları daha iyi gözetir. Binaenaleyh فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُوا hakdan udul ile hevaya uymayınız, keyf-ü arzuya tâbi’ olmayınız yâhud adâlet ediyoruz zu’miyle hevaya uyub fakîrı ganiyye, akribayı yabancıya tercih ederek hakkı ketm veya tahrif etmeyiniz وَاِنْ تَلْوُٓا ve şayed ikamei hakta veya şehadette dillerinizi eğer büğerseniz اَوْ تُعْرِضُوا veya büsbütün i’raz ederseniz فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖيرًا Allah her halde hepinizin yaptıklarınıza habîrdir. Hiç biriniz yakanızı kurtaramazsınız.»- «وَاِنْ تَلْوُٓا» Hamze ve ibni Âmir kıraetlerinde «لام» ın zammile ve «واو» ın sükûniyle «تَلُوا» okunur ki evvelkisi «لَوَى يَلْوِى لَيًا» den, bu da «وَلَى يَلِى وَلْيًا وَلَا يَةً» dendir. Bu surette ma’nâ: «Ve eğer şehadete me’mur olur da bihakkın eda eylemez veya edadan i’raz ve imtina’ ederseniz her iki halde Allah yaptıklarınıza habîrdir. Birinde ecrini birinde de cezasını verir» demek olur. İşte Müslimanlar böyle hevaya uymaz, âdil ve müstekım «قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ» hak gû, hakperest, «شُهَدَآءَ لِلّٰهِ» olmalıdır. O halde: