AyetSûreler

Nisâ Sûresi 113. Âyet

Medine · Cüz 5 · Sayfa 96

وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكَ وَرَحۡمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةࣱ مِّنۡهُمۡ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡۖ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَيۡءࣲۚ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمۡ تَكُن تَعۡلَمُۚ وَكَانَ فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكَ عَظِيمࣰا ۝١١٣

Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur’an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfu büyüktür

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ üzerinde Allahın fadlı, yani her ni’metten fazla bir ni’met olan nübüvveti ve rahmeti, ya’ni hıfz-u ısmeti olmasa idi لَهَمَّتْ طَآئِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَ o hâinlerden bir güruh seni mutlaka şaşırtmak istemişlerdi.»- Zira Tu’menin kavmi onun sârık olduğunu bildikleri halde Peygambere gelmişler, onu müdafaa ve mücadele ile beraet ettirmesini ve sirkati Yehudîye isnat etmesini taleb etmişler ve bu suretle batıl ve hata bir huküm verdirmek istemişlerdi. Halbuki onlar وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّآ اَنْفُسَهُمْ bununla başkasını değil, ancak kendilerini ıdlâl ediyorlardı. İsm-ü udvana teavün ve yalan yere şehadet ve bühtan ile kendilerini dalâlete düşürüyorlar, وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَىْءٍ halde ve istikbalde sana bir zarar yapmış olmıyorlardı. Çünkü sen hükmünü zahiri hale bina edecektin ve hılafı ma’lûm ve müsbet olmadıkça bir hâkimin vazifesi de zahir ile hukmetmek olacağından o hukmün mes’uliyyeti sana aid olmıyacaktı. Halbuki sen bu kadarla kalmış değilsin وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ Allah sana kitab ve hikmet indirdi وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ ve bilmediğin esrar-ü hakaikı sana bildirdi.- kitab, her delilin fevkında bir delil, hikmet, ilm-ü amelde hakk-u savaba isabet için en büyük bir haslet ve bu ilmi ledün zevahirin maverasını gösteren ve zahir-ü batında hatadan ve zarardan sıyanet eden bir rahmeti İlahiyye, bir ayni yakîn وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظٖيمًا ve bu suretle Allahın sana fadli azîm oldu. Binaenaleyh sen, nübüvveti âmme ve riyaseti tamme ile zahir-ü batında hatadan ma’sum olarak hukmedersin ve sana hiç bir vechile bir zarar gelmek ihtimali yoktur.

O hâinlere bakma