Nahl Sûresi 76. Âyet
Mekke · Cüz 14 · Sayfa 275
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءࣲ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍ هَلۡ يَسۡتَوِي هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ ٧٦
Allah şu iki adamı da misal verdi: Bunlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi, bu adamla, adaletle emreden ve doğru yolda bulunan adam eşit olur mu
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Allah şunu da bir temsil getirdi: iki kişi birisi dilsiz, hiç bir şeye kudreti yok, efendisine sade bir ağırlık, ne tarafa gönderilse hiç bir hayre yaramaz, hiç bu, adâletle âmir olan ve doğru bir yolda giden kimseye müsavi olabilir mi? 75 75. هَلْ يَسْتَوُنَ – Burada «هَلْ يَسْتَوِيَانِ» buyurulmayıp da cemi’ sıgası irad olunması yalnız iki ferd değil, iki sınıf arasında mukayese olduğuna işarettir. Ya’ni hurriyyetine sahib olmayıp başkasının milki olan âciz köleler sınıfı ile hurler sınıfı ve bahasus güzel rızk ile merzuk olup da onu muhtac olanlara sarf-ü harc eden hurler sınıfı müsavi olur mu? Elbette olmazlar değil mi? İşte Allahdan başkasına tapanlar abdi memlûk gibi hurriyyetini verip bir mahlûka kul olmuş köleler kabilindendir Allahdan başka ilâh tanımıyan muvahhid mü’minler de ahrar demektir. Filvakı’ «اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ» diye bilmekten büyük hurriyyet tasavvur olunamaz. Binaenaleyh küfr-ü şirk, bâtıl dinler hep birer kaydi esaret, dini hak ve iymanı tevhid insan için bir hurriyyet, bir servettir. Düşünmeli ki o hurriyyet ni’meti ne büyük ni’mettir ve onu veren kimdir? اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ bütün hamd Allahındır. - Hurriyyet onun ni’meti olduğu gibi her ni’met de onundur. Binaenaleyh hakkı şükür ve ta’zım de münhasıren onundur. Hurriyyetin kıymetini bilmeli, din ve iymanın kadrini anlamalı da münhasıren Allaha ubudiyyet ederek hamd etmelidir. بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَايَعْلَمُونَ fakat ekserîsi bilmezler - bilmezler de küfr-ü küfranda bulunurlar. Hurriyyet da’vasile Şeytana esir olurlar. Gelelim ikinci temsile:
76. وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا Allah şunu da darbi mesel yapmıştır. رَجُلَيْنِ iki adam اَحَدُهُمَآ اَبْكَمُ birisi dilsiz - söz söyliyemez لَايَقْدِرُ عَلٰى شَىْءٍ hiç bir şey beceremez وَهُوَ كَلٌّ عَلٰى مَوْلٰيهُ ve o efendisine de bir bârdır - ya’ni o hımbıl aynı zamanda bir efendiye muhtac bir köledir. Fakat o efendisine ne de bir yüktür. Boşuna yer içer اَيْنَمَا يُوَجِّهْهُ لَايَاْتِ بِخَيْرٍ nereye gönderirse bir hayre yaramaz - işte kâfirlerin darbi meseli budur. Hak söz söylemez, hakka karşı dilsizdir, mevlâsı olan Allah tealâya muhtactır. Fakat onun emirlerini iyfa etmez, yer içer bir hayra yaramaz. Şimdi bir tasavvur olunsun هَلْ يَسْتَوٖى هُوَ o - ebkem, kell وَمَنْ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَهُوَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ bir de adalet emreden ve bununla beraber kendisi de sıratı müstekım üzere bulunan kimse hiç müsavi olur mu? - Elbette olmaz. İşte kâmil mü’minin darbi meseli de budur. Kendisi doğru yolda gider, hak din ile mütedeyyin, ilmi ile âmil olarak hakkı söyler, adl-ü hakkaniyyet emreder, emir bilma’ruf yapar ve bu suretle sahib kelâm, ülül’emr olur. Ve böyle yaparken kendisi adl-ü istikametten ayrılmaz. (Sûrei «Nisâ» da «كُونُوا قَوَّامٖينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلّٰهِ» bak). Şüphe yok ki böyle adlemreden insanlar içinde icrayi adalete me’mur olanlar da haktan inhiraf edecek olsalar bile kolaylıkla edemezler. Onun içindir ki bir hadîsi nebevîde «كَمَا تَكُونُوا يُوَلّٰى عَلَيْكُمْ» buyurulmuştur. Zamanımızdaki müslimanların esbabı sükutları da bu noktadan ve bu meselden istihrac olunabilir. ٧٧ وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَآ اَمْرُالسَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ٧٨ وَاللّٰهُ اَخْرَجَكُمْ مِنْ بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ لَاتَعْلَمُونَ شَيْئًا وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْئِدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ٧٩ اَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ مُسَخَّرَاتٍ فٖى جَوِّ السَّمَآءِ مَايُمْسِكُهُنَّ اِلَّا اللّٰهُ اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَٰايَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Meali Şerifi