Mü'minûn Sûresi 32. Âyet
Mekke · Cüz 18 · Sayfa 344
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٣٢
Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah’a kulluk edin; çünkü sizin O’ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah’tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 31–41. âyetleri birlikte ele alır.
31. ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَرٖينَ sonra onların ardından diğerlerini bir karn olarak inşa eyledik-burada bu karin ta’yin edilmemiştir. Fakat kavmi Nuhtan sonra ekseriyya Âd ve Semûd kavimleri zikr olunduğuna nazaran bu karnden murad, Âd, Resulün de Hûd olaması melhuzdur. Semûd ve Salih de denilmiştir. 33. وَقَالَ الْمَلَُا مِنْ قَوْمِهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَآءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا kavmi Nuhun yalnız küfürlerini zikr ile iktifa olunmuştu, bunların hakkında ise küfürleriyle beraber Âhıret likasını tekzib ve hayatı Dünyada ni’met ile şımarıklık hasletleri de bilhassa zikredilmiştir. Bu vasıflar asrî kâfirlerin de en bâriz vasıflarını teşkil ettiği gibi söyledikleri sözler tamamiyle şimdiki kâfirlerin virdi zeban ettikleri sözlerdir. Bunlar da beşerî risaleti kabul etmemekle beraber Peygamberi alel’âde bir beşer seviyyesinde göstermek için beşeriyyeti yiyip içtiği şeylerle mükayese ediyor, Ve cem’ıyyeti beşeriyyeyi kökünden yıkacak olan şu propagandayı ileri sürüyorlar. 34. وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ kasem olsun ki eğer sizin gibi bir beşere ıtaat ederseniz اِنَّكُمْ اِذًا لَخَاسِرُونَ o takdirde siz hiç şüphesiz husrandasınızdır. -Ihtara hacet yoktur ki beşerin beşere ıtaatini bilâ kayd-ü şart inkâr eden bu söz, haricîlik ve anarşistlik da’vasıdır. Ve bir reisin riyaseti altında toplanmıyan bir cem’ıyyeti beşeriyye yoktur. Cumhuriyyetler bile bir reisin riyaseti altında birleşmek ihtiyacındandır. Fakat kendi hayati Dünyalarından ilerisini hiç hisaba almak istemiyen ıhtilâlci kâfirler kendi garaz ve menfeatlerini elde etmek için hurriyyet da’vası altında ıtaat umdelerini yıkarak milletlerin nizamı içtimaîlerini tahrib etmekten zevk alırlar. Bunun gibi hayati Dünya refahiyle şımarmış ve Âhıret likasının yalan olduğunu diline dolamış olan o kâfirler de Allahın emriyle Peygambere itaat hissini kırmak için beşerin beşere meş’ru’ olan itaat esasını bir esaret ve husran mealinde göstererek kökünden baltalamağa çalışıyorlardı. Kavmin bekasını en büyük darbe olan bu büyük cinayetin uhverî mes’uliyyeti mevzuı bahsedildiği zaman da diyorlardı ki 35. اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَ siz cidden öldüğünüz ve toprak ve kemik olduğunuz vakıt muhakkak çıkarılacaksınız diye mi va’dediyor? 36. هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ heyhât, heyhât ne uzak va’d! 37. اِنْ هِىَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا ancak bizim Dünya hayatımızdır. نَمُوتُ وَنَحْيَا ölür ve yaşarız-ya’ni kimimiz bir taraftan ölür, kimimiz de yeni doğar hayata geliriz, böyle gider وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثٖينَ ve biz, ba’solunacak değiliz-öldükten sonra dirilmiyeceğiz ohalde bu alçak hayata sarılalım keyfimize bakalım 38. اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ o - Peygamber - ancak öyle bir recül ki افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا Allaha karşı bir yalan uydurdu وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنٖينَ biz ise ona inanacak değiliz - işte görülüyor ki zamanımız kâfirlerinin ve bâhusus münevverlik taslıyan asrî zındıkların dine karşı söyledikleri sözler de en eski kâfirlerin bu sözlerine irtica’dan başka bir şey değildir.
Bunlar böyle söylediler de ne oldular? O Resul, ya’ni Hûd aleyhisselâm 39. قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖى بِمَا كَذَّبوُنِ rabbım! beni tekziblerine mukabil bana nusrat ver dedi - halkından gafil olmıyan Allah tealâ da ne dedi bilir misiniz? 40. قَالَ عَمَّا قَلٖيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمٖينَ Birazdan, dedi, mutlak nadim olacaklar 41. فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ derken onları sayha hakkile yakalayıverdi فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَآءً de biz onları bir gusâ haline getiriverdik - ya’ni bir seyl köpüğü gibi savuruverdik فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ artık defolsun öyle zalimler. ٤٢ ثُمَّ اَنْشَاْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا اٰخَرٖينَ ٤٣ مَاتَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَاْخِرُونَ ٤٤ ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّمَا جَآءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَادٖيثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَايُؤْمِنُونَ ٤٥ ثُمَّ اَرْسَلْنَا مُوسٰى وَاَخَاهُ هٰرُونَ بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبٖينٍ ٤٦ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَائِهٖ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالٖينَ ٤٧ فَقَالُوٓا اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ ٤٨ فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكٖينَ ٤٩ وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ٥ وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَآ اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعٖينٍ
Meali Şerifi