Mü'min Sûresi 2. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 467
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ٢
Bu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 1–9. âyetleri birlikte ele alır.
1. حٰمٓ «حم» - «الم» gibi muradını Allah bilir, oraya bak!
Gerçi muhkem muhkemat ümmülkitabı sînede
Kim bilir حم den maksudı rahmanım nedir?
رحمن رحيم حاميم harflerinden olduğu cihetle o iki isme remz veya kasem olması söylenmiş ve «الرحمن ن حم الر» okunduğu da söylenmiştir. Bundan dolayı olmalıdır ki ba’zıları «حم» in «حواميم» veya «حاميم حاميمات» ler diye cemi’lenmesini tecviz etmemiş, Sûrelerin teaddüdlerine işaret kasd olunduğu zaman «آل حم» denilmesini tercih eylemişlerdir. Bu haysiyyetle «حم» sûreleri rahmeti rahmaniyye ve rahîmiyyeden birer nümunedirler. Bununla beraber «حم» harfleri hamdin başı, Muhammed isminin de ortasıdır. Ya Muhammed demek de olabilir. Fakat çokları Kur’anın veya Sûrenin ismi olmasiyle iktifa etmişlerdir. Bundan dolayı alemiyyet ve te’nis yâhud alemiyyet ve şibhi ucme ile gayrı munsarıf olduğunu da söylemişlerdir.
5. الْاَحْزَابُ – «ص» de geçti. 7. اَلَّذٖينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ Arşı hamil olanlar - Arş hakkında «آية الكرسى» ve sûrei A’rafta «ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ» âyetine bak. Hamelei Arş, büyük Meleklerdir ki «elhâkka» da «وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ» Kıyamet günü sekiz oldukları musarrahtır. Ba’zı asarda bu gün dahi sekiz olduğu rivayet edilmiş ise de ba’zıları bu gün dört olup Kıyamet günü diğer dört Melek ile te’yid olunarak sekiz olacaklarına kail olmuşlardır ki Muhyîddini arabî de böyle der.
وَمَنْ حَوْلَهُ Ve etrafındakiler - «حَآفّٖينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ» buyurulduğu üzere Arşın etrafını donatan Melekler ki bunlar çok pek çoktur, adedlerini ancak Allah bilir. Hamelei Arş ile bunlara «Kerubiyyun» derler ki kâfın fethi ranın zammı ve tahfifiyle «kerubî» nin cem’idir. Teşdid hatadır. Lâkin öyle şayi’ de olmuştur.
KERUB, kurb ma’nâsına kerbden fauldür. Allaha en yakın olan Melekler demek olur. Onun için ba’zıları
Kerubiyyun yalnız hamelei Arştır demişler, İbni sina da Melâike risalesinde şöyle demiştir: Melâikei kerubiyyun tihi a’lâ arasatının âmirleri zümre zümre mevkıfı ekremde vakıflar, manzarı ebhaya nazırdırlar ki bunlar Melâikei mukarrebun ve ervahı müberrundur. Amma Melâike âmilûn hamalei Arş ve Kürsî ve Semavatın âmirleridirler اه. İşte bütün bunlar tesbih ve tahmid ile rablarına iyman etmişler ve mü’minler için öyle istiğfar ve dua ederler. ١ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْاٖيمَانِ فَتَكْفُرُونَ ١١ قَالُوا رَبَّنَآ اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَبٖيلٍ ١٢ ذٰلِكُمْ بِاَنَّهُٓ اِذَا دُعِىَ اللّٰهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْ وَاِنْ يُشْرَكْ بِهٖ تُؤْمِنُوا فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِىِّ الْكَبٖيرِ ١٣ هُوَ الَّذٖى يُرٖيكُمْ اٰيَاتِهٖ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَآءِ رِزْقًا وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُنٖيبُ ١٤ فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ١٥ رَفٖيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِى الرُّوحَ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهٖ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ ١٦ يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَ لَايَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ١٧ اَلْيَوْمَ تُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَاظُلْمَ الْيَوْمَ اِنَّ اللّٰهَ سَرٖيعُ الْحِسَابِ ١٨ وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمٖينَ مَا لِلظَّالِمٖينَ مِنْ حَمٖيمٍ وَلَا شَفٖيعٍ يُطَاعُ ١٩ يَعْلَمُ خَآئِنَةَ الْاَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى الصُّدُورُ ٢ وَاللّٰهُ يَقْضٖى بِالْحَقِّ وَالَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ لَايَقْضُونَ بِشَىْءٍ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
Meali Şerifi