AyetSûreler

Müddessir Sûresi 30. Âyet

Mekke · Cüz 29 · Sayfa 576

عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ ۝٣٠

Üzerinde ondokuz (melek) vardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ üzerine on dokuz - bu on dokuzun ne olduğunu anlatan mümeyyizi zikr olunmuyor. Ancak bundan sonraki âyetten o Cehennemin korucuları olan Melâike ya’ni zebanîler olması anlaşılıyor. Beşerin ruhî ve ahlâkî kuvvelerini tahlil ve tasnif ile bu adedin sirr-ü hikmetini iyzaha çalışmak isteyenler olmuş ise de dogrusu bunu dirayetle bilinecek bir ılm işi değil, mutlak bir iyman işi olmak üzere imtihan için olduğu ikinci âyette bilhassa anlatılmıştır. Onun için bunun bilâkayd-ü şart bir iyman ile inanılması matlûb, mutlak bir ıhbarı ilâhî olduğunu tasdık edip te’vilini Allah bilir demek lâzım gelir. Bunun hasılı, Allah tealânın şimdi sizin temamen bilip anlıyamayacağınız ve ileride tezahür edecek öyle kuvvet ve kudretleri vardırki onların hakikatini ancak kendisi bilir. Ve sizin ona mutlak surette inanmanız lâzım gelir. İşte size onlardan bir numune haber veriyor. Bu hali hazırda iymanı olmıyan ve kalblerinde bir çürüklük bulunanlar için şaşırtıcı bir muammâ gibi gelir. Böyle kapalı Allah kelâmı, Peygamber tebliğmi olur? Diye alay ve inkâra sapmalarına sebeb olabilirse de kitab ve Peygamberin ne demek olduğunu ve istıkbal işinin bugünkü kıyaslarla bilinemiyeceğini bilenlerin işkillerini kesecek ve iyman kabiliyyeti olanların iymanlarını artırarak muvaffakıyyet ve halaslarına bâıs olacak en mühim sebeblerden, ıhtar ve ıhbarlar cümlesinden olduğu için bunların te’viline çalışmıyarak mutlak bir iyman ile inanılmak iktıza eder. Demek olduğunu beyan siyakında buyuruluyor ki: -