AyetSûreler

Mâide Sûresi 53. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 117

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَهَـٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ إِنَّهُمۡ لَمَعَكُمۡۚ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَأَصۡبَحُواْ خَٰسِرِينَ ۝٥٣

İman edenler: "Sizinle beraber olduklarına dair, Allah’a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَيَقُولُ الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا O zaman da mü’minler bu münafıklara işareten ve bunları ümid bekledikleri o mağlûb ve perişan dostlarına hıtaben yüzlerine karşı veya kendi aralarında derler ki اَهٰٓؤُلَآءِ الَّذٖينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ acaib her halde sizinle beraber olduklarına -«لَئِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْ» diyeg üclerinin yetebildiği yeminlerle Allaha kasem edenler şunlar mıydılar? «-Bakınız ne oldular: حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِرٖينَ bütün amalleri, bütün mesaıyleri boşa gitti de hepsi haib-ü hâsir oldular.-» Netekim sûrenin yukarısında «وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُ وَهُوَ فِى الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ» buyurulmuş idi.

Âsım, Hamze, Kisaî, halefi âşir kıraetlerinde vavı istinafiyye ve «لا» mın ref’ıyle «وَيَقُولُ» Nâfi’ İbni Kesîr, İbni Âmir, Ebû Ca’fer kıraetlerinde vavsız «يَقُولُ» okunur ki ikisi de suali mukaddere cevab cümlei istinafiyyedir. Ve manâ birdir. Ebû Amr, Ya’kûb kıraetlerinde ise vavı atf ve «لا» mın nasbiyle «وَيَقُولُ» okunur ki bu da «يُصْبِحُوا» üzerine atıftır. Sonundaki «حَبِطَتْ» fıkrasının «هٰٓؤُلَآء» den bir haber ve istifhamı taaccübî mazmununda dahil olarak mü’minlerin mekulünden olması da muhtemildir. Ve bu takdir de manâ «Onlar bunlarmıdırlar! Allahın kudretine bakın ki bütün mesaileri ne kadar boşa gitti de ne büyük hüsrana düştüler?» demek olur. Fakat gösterdiğimiz vechile bunun âkıbeti hali telhıs eden re’sen bir kelâmı ilâhî, bir cümlei müste’nefe olması daha zahirdir. İşte Yehûd ve Nesârâyı evliya ittihaz etmek böyle nifak gibi bir marazı kalbîden neş’et eder ve irtidada daî olur. Bunun da âkıbeti hatbı amel ile hüsranı küllîden başka bir şey olmaz. Çünkü irtidadın cezası budur. Görülüyor ki «فَرَاَيْتَ» buyurulmamış «فَتَرَى» buyurulmuştur. Bu ise istikbal ve istimrar fi’liydir. Demek ki bunlar mazıye aid değil müstakbele aid ve emsali bir çok defalar görülecek vukuattır. Bunun için şimdi de alel’ıtlak mürtedlerin hallerine geçilerek