AyetSûreler

Mâide Sûresi 38. Âyet

Medine · Cüz 6 · Sayfa 114

وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقۡطَعُوٓاْ أَيۡدِيَهُمَا جَزَآءَۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلࣰا مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ ۝٣٨

Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ sârık ve sârıkanın da -ya’ni şübhe ve ma’zeretten azâde olarak sirkati tahakkuk eden gerek erkek ve gerek dişi hırsızların da فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَآءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنَ اللّٰهِ kesbettikleri amele bir ceza, Allahdan bir nekâly a’ni bir daha yapmamaları için bihakkın bir bağ, bir tuşak, bir kelepçe -olmak üzere ellerini kesiniz. İbni Mes’ud musafında «فَاقْطَعُوا اَيْمَانَهُمَا» olduğundan dolayıi btida sağını, tekrar ederse solunu da kesiniz. Çünkü وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ Allah hem azîz hem hakîmdir. Emrine karşı gelinmez, hukmünü hıkmetle verir. Hak onun himayei ızzetinde, ceza onun cümlei hıkmetindendir. Zulm-ü fesada razı olmayan, hayr-ü hakka çalışmak için el ve kudret ihsan eden, ittikayı, ibtigai vesileyi, mücahedeyi emreyleyen, fakırları korumak, muztarları gözetmek, düşkünlere yardım etmek için bu kadar âyât-ü ahkâm indiren, infak, zekât, sadakat, teavün ahkâmiyle istitaati olanlara vazifeler farz kılan, zenginlerin mallarından saillere mahrumlara bir hakkı ma’lûm veren Allah tealânın bu emirlerini, bu ahkâmını icra ve tatbık eden hey’eti içtimaıyyei islâmiyye içinde Allahdan korkmıyarak, Allaha takarrüb için vesilei hasene talebinde bulunmıyarak ve Allah yolunda mücahede etmek için nefsinin, şehvetinin tekazasına sabredemiyerek gayrın hukukuna gizlice el uzatmak kendisinin ne hakkı, ne de şübhei hakkı taallûk etmeyen bir mali Allah görmiyormuş gibi sirkate cür’et etmek elbette Allahın ızzetine bir tecavüz ve gizliden gizliye bir harbdir. Ve böyle bir elin cezası da kesilmektir. Binaenaleyh cürm ile ceza beyninde muadele yok zannedilmesin. Zira bu ceza yalnız malin mukabili değil, gizli bir hıyanet ve ızzeti İlâhiyyeye bir tecavüz olan fi’li sirkatin cezasıdır. Bu el kendini ateşe sokmuş veya kılıca uzatmıştır. Bu, gerek ona ve gerek ona uyub azacak olanlara Allah tarafından öyle sabit bir kelepçedir. Bununla hem sârık, fesaddan temizlenir, hem de diğerleri. Sonra Allah tealânın ızzetine bu veçhie tecavüz edenleri bu cezaya müstehık kılması ve böyle daimî bir kelepçeye koyub haddini bildirmesi mücerred bir eseri gazab değil, mahzı hikmettir. Bu ceza tatbık edilen hey’eti içtimaiyyede sirkatin kökü kesilir. Kesilmeğe lâyık el bulunmaz olur. O şart ile ki bihakkın tatbık edilsin ve her şübheden sâlim olarka tatbık edilsin de hiç bir haksızlığa meydan verilmesin. Aksi halde ızzet ve hıkmeti İlâhiyye de ma’kûs surette tecelli eder. Bigayri hakkın bir mal sirkat eden elin cezası kesilmek olursa bigayri hakkın bir el sirkat eden ellerin cezası ne olmak lâzım geleceği tasavvur olunsun.