Mâide Sûresi 109. Âyet
Medine · Cüz 7 · Sayfa 126
۞يَوۡمَ يَجۡمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبۡتُمۡۖ قَالُواْ لَا عِلۡمَ لَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّـٰمُ ٱلۡغُيُوبِ ١٠٩
Allah, Resulleri topladığı gün: " Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız sensin, sen
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَوْمَ يَجْمَعُ اللّٰهُ الرُّسُلَ Bu «yevm» «اِتَّقُوا اللّٰهَ» daki lâfzai celâlden bedeldir. Ya’ni Allahdan, Allahın o gününden ittika ediniz ki o gün Allah bütün Peygamberleri cem’edecek de فَيَقُولُ مَاذَآ اُجِبْتُمْ ne gibi icabetle icabet olundunuz? Ne ile, hangi suretle karşılandınız, kabul edildiniz? diyecektir. Onlar da ne diyecekler bilir misin? قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَا اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ «yarab senin ilmine nazaran bizim hiç ilmimiz yoktur. Muhakkak ki allâmülguyubsen ancak sensin.» -Ya’ni ümmetlerimizin zamirlerinde gizlediklerini, arkamızdan neler yaptıklarını ancak sen bilirsin, zâhirde bize göserdiklerini de sen bizden daha iyi bilirsind iyecekler, böyle diyecekleri ilmi İlâhîde muhakkaktır. Yahud Dünyada böyle dediler, Âhırette de diyecekler. Şefaate cür’et etmek şöyle dursun temamen ilmi İlâhîye tefvizı emrile zımnen bir nevi’ şikâyet bile ettiler ve edecekler de «فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ» sirri bütün dehşetiyle zâhir olacaktır. Hâsılı Allah o gün umumiyyetle Peygamberlere ümmetlerinin sureti icabetini soracak, onları onların aleyhinde şahid tutub intak edecek, onlar da temamen ilmi İlâhîye tefvız eyliyecekler, Allah da her Peygambere verdiği âyât-ü delâili ve bunlara karşı ümmetlerinin aldıkları vaz’ıyyeti berveçhi âtî birer birer ta’dad edecek hüsni icabette bulunmıyanları tevbıh eyliyecektir. İşte bu ma’nâyı ifade etmeye ve birer birer her Peygambere ve ümmetine karşı yapılacak ta’dad ve tevbıh suretini göstermek üzere Enbıya miyanında en ziyade ifrat-ü tefrıta ma’ruz olan Hazreti Isâ misal olarak şöyle tasvir olunuyor:
O gün, o dem ki: ١١ اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتٖى عَلَيْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَ اِذْ اَيَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِى الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَاِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْجٖيلَ وَاِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطّٖينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِاِذْنٖى فَتَنْفُخُ فٖيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنٖى وَتُبْرِىُٔ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ بِاِذْنٖى وَاِذْ تُخْرِجُ الْمَوْتٰى بِاِذْنٖى وَاِذْ كَفَفْتُ بَنٖىٓ اِسْرَآئٖيلَ عَنْكَ اِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ اِنْ هٰذَآ اِلَّا سِحْرٌ مُبٖينٌ ١١١ وَاِذْ اَوْحَيْتُ اِلَى الْحَوَارِيّٖنَ اَنْ اٰمِنُوا بٖى وَبِرَسُولٖى قَالُوٓا اٰمَنَّا وَاشْهَدْ بِاَنَّنَا مُسْلِمُونَ
Meali Şerifi