AyetSûreler

Mâide Sûresi 100. Âyet

Medine · Cüz 7 · Sayfa 124

قُل لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ ٱلۡخَبِيثِۚ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَـٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ۝١٠٠

De ki: "Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl sahipleri Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

قُلْ de ki لَايَسْتَوِى الْخَبٖيثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ اَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَبٖيثِ ey kabili hıtab olan âkıl, eşhasta, a’malde, emvalde, hasılı her hangi bir şeyde habisin kesreti, kötünün çokluğu hoşuna gitse bile hiç bir zaman habîs ile tayyib, iyi ile kötü, pis ile temiz müsavi olmaz.» -İyilik kötülük, pislik temizlik sade bir telâkkı mes’elesi değil, haddi zatında bir ma’nâyı haizdir. Gerçi Dünyada habîs tayyibden daha çok, daha mebzul bulunabilir. Meselâ boncuk elmastan, bakır altından, ısırgan dikeni gülden, karga bülbülden, hayvan insandan, cahil âlimden, kâfir mü’minden, fasık salihten, hasılı kötü iyiden daha çok bulunur ve daha çabuk yetişir ve bir takım kimseler kemmiyyetten daha ziyade memnun olduklarından dolayı haram halâl, iyi kötü demez, kötüleri toplar ve çokluğu ile iftihar eder sevinirler. Halbuki haddi zatında iyi iyi, kötü kötüdür. Pis pis, temiz temizdir. Yüz okka kokmuş kurtlu et yığmadan ise bir okkacık tertemiz ekmeğe malik olmak elbette daha iyidir. Binaenaleyh فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَآ اُولِى الْاَلْبَابِ ey ülil’elbab, Allahdan korkun da çok olan habîslere talib olacağınıza velevse az olsun iyilere ve temizlere talib olunuz ki لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ felâh bulabilesiniz.»- Her halde i’tibar çokluğa değil, temizliğe ve iyiliğedir.

Bu âyetin sebebi nüzulü, «Sûre» nin başında «لَا تُحِلُّوا شَعَآئِرَ اللّٰهِ» âyetinde geçtiği üzere Hutam ibni dubey’atelbekrî vak’ası olmuştur. Bir de bir kimse «benim ticaretim şarab satmaktı, ben bundan bir çok servet kazandım, bu maldan Allaha tâat olan ameller yaparsam faidesi olur mu?» diye Resulullaha sual etmiş, aleyhissalâtü vesselâm da «sen onu hacce veya cihada veya sadakaya da sarfetsen ındallah bir sinek kanadına değmez, her halde Allah tayyibden başkasını kabul etmez.» Buyurmuş ve bir rivayette bu âyet bunun hakkında nâzil olmuştur.

Şimdi erbabı ukul velevse az olsun daima tayyibatı tercih etmek lâzım geldiği gibi mâlâya’nîden, ma’nâsız, münasebetsiz, akıbeti muzır dedikodudan, asılsız abes şeylerden dahi sakınmak lazımdır. Bunun için: ١ ١ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَسْئَلُوا عَنْ اَشْيَآءَ اِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَاِنْ تَسْئَلُوا عَنْهَا حٖينَ يُنَزَّلُ الْقُرْاٰنُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهَا وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَلٖيمٌ ٢ ١ قَدْ سَاَلَهَا قَوْمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ ثُمَّ اَصْبَحُوا بِهَا كَافِرٖينَ ٣ ١ مَا جَعَلَ اللّٰهُ مِنْ بَحٖيرَةٍ وَلَا سَآئِبَةٍ وَلَا وَصٖيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلٰكِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَاَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ ٤ ١ وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَآءَنَا اَوَلَوْ كَانَ اٰبَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ

Meali Şerifi